Avrupa Birliği, finansal sistemin şeffaflığını artırmak ve yasa dışı faaliyetlerle mücadele etmek amacıyla Kara Para Aklamanın Önlenmesi (AML) ve Terörizmin Finansmanıyla Mücadele (CFT) konusundaki yasal çerçevesini sürekli olarak güncellemektedir. Bu dinamik sürecin en önemli halkalarından olan 5. ve 6. Kara Para Aklama Direktifleri (AMLD5 ve AMLD6), yükümlü kuruluşlar için yeni sorumluluklar getirmiş ve Müşterini Tanı (KYC) standartlarını köklü bir şekilde değiştirmiştir. Bu direktifler, özellikle kripto varlıkların düzenlenmesi, gerçek faydalanıcılık kayıtlarının genişletilmesi ve cezai yaptırımların uyumlaştırılması gibi kritik alanlarda önemli yenilikler sunarak finansal ekosistemin güvenliğini pekiştirmeyi hedeflemektedir.
İçindekiler
ToggleKara Para Aklamanın Önlenmesi (AML) ve AB Direktiflerinin Temelleri
Avrupa Birliği’nin finansal suçlarla mücadelesi, uzun bir geçmişe dayanan ve sürekli gelişen bir dizi yasal düzenlemeye dayanır. Bu düzenlemelerin temel amacı, üye ülkeler arasında ortak bir anlayış ve uygulama birliği oluşturarak finansal sistemin bütünlüğünü korumaktır. AML direktifleri, bu mücadelenin bel kemiğini oluşturur ve küresel standartları belirlemede öncü bir rol oynar.
Kara Para Aklamanın Önlenmesi (AML) Nedir?
Kara Para Aklamanın Önlenmesi (AML), yasa dışı yollarla elde edilen gelirlerin (kara para) yasal bir kökene sahipmiş gibi gösterilmesini engellemeye yönelik yasal ve düzenleyici tedbirler bütünüdür. Suçlular, gelirlerinin kaynağını gizlemek için karmaşık finansal işlemler gerçekleştirirler. AML uyum programları, finansal kurumların ve diğer yükümlü kuruluşların bu tür şüpheli faaliyetleri tespit etmesini, izlemesini ve ilgili otoritelere bildirmesini zorunlu kılar. Bu süreç, Müşterini Tanı (KYC), durum tespiti, işlem izleme ve şüpheli faaliyet raporlaması gibi temel bileşenlerden oluşur.
Avrupa Birliği’nin AML Direktiflerinin Tarihsel Gelişimi
AB’nin AML konusundaki ilk adımı, 1991 yılında yayımlanan Birinci Kara Para Aklama Direktifi ile atılmıştır. O tarihten bu yana, küresel finansal sistemdeki değişikliklere, yeni ortaya çıkan risklere ve teknolojik gelişmelere paralel olarak bu direktifler sürekli olarak güncellenmiştir. Her yeni direktif, bir öncekini temel alarak kapsamı genişletmiş, yükümlülükleri artırmış ve mevcut boşlukları doldurmuştur. Bu evrim, terörizmin finansmanıyla mücadelenin de kapsama dahil edilmesiyle daha da güçlenmiş ve küresel bir standart belirleyici olan Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tavsiyeleriyle yakın bir uyum içinde ilerlemiştir.
Direktiflerin Finansal Sistemdeki Rolü ve Önemi
AML direktifleri, AB’nin finansal sisteminin istikrarı ve güvenilirliği için hayati bir role sahiptir. Bu düzenlemeler, bankalar, sigorta şirketleri, yatırım firmaları ve son dönemde kripto varlık hizmet sağlayıcıları gibi yükümlü kurumlar için bir oyun alanı eşitliği yaratır. Tüm kurumların benzer kurallara tabi olması, suçluların daha zayıf düzenlemelere sahip ülkeleri veya sektörleri istismar etmesini (regülasyon arbitrajı) zorlaştırır. Ayrıca, şeffaflığı artırarak ve yasa dışı fon akışlarını engelleyerek ekonomik istikrara katkıda bulunur ve AB’nin tek pazarının bütünlüğünü korur.
5. Kara Para Aklama Direktifi (AMLD5) ve Getirdiği Yenilikler
Beşinci Kara Para Aklama Direktifi (AMLD5), dijitalleşen dünyanın getirdiği yeni risklere yanıt vermek ve önceki direktiflerdeki boşlukları doldurmak amacıyla tasarlanmıştır. Özellikle kripto paraların ve anonimliği teşvik eden finansal araçların artan popülaritesi, AML/CFT çerçevesinin güncellenmesini zorunlu kılmıştır. AMLD5, bu alanlarda şeffaflığı ve denetimi artırmaya odaklanmıştır.
AMLD5’in Yürürlüğe Giriş Amacı ve Kapsamı
AMLD5, 10 Ocak 2020’de yürürlüğe girmiştir ve temel amacı, terörizmin finansmanı için kullanılan yeni yöntemlerle mücadele etmek, kripto varlıkları düzenleme kapsamına almak ve gerçek faydalanıcılık bilgilerine ilişkin şeffaflığı artırmaktır. Direktif, yükümlü kuruluşların kapsamını genişleterek emlak acenteleri, sanat eseri tüccarları ve özellikle sanal para birimi platformları gibi yeni aktörleri de AML yükümlülüklerine tabi kılmıştır.
Kripto Varlıkların Düzenleme Kapsamına Alınması
AMLD5’in en çığır açan yeniliklerinden biri, kripto varlıkları ilk kez kapsamlı bir şekilde AML/CFT düzenlemelerine dahil etmesidir. Bu adım, sanal para birimlerinin anonim yapısının yasa dışı faaliyetler için kullanılma riskine karşı atılmıştır.
Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları İçin Yükümlülükler
Direktifle birlikte, kripto para borsaları ve cüzdan sağlayıcıları “yükümlü kuruluş” olarak tanımlanmıştır. Bu, artık müşteri durum tespiti (CDD) yapmak, şüpheli işlemleri izlemek ve ilgili Finansal İstihbarat Birimlerine (FIU) bildirimde bulunmak zorunda oldukları anlamına gelmektedir. Bu düzenleme, kripto para borsaları için KYC süreçlerini standart hale getirmiştir.
Sanal Para Birimleri ve Saklama Cüzdanı Sağlayıcıları
AMLD5, “sanal para birimleri” ve “saklama cüzdanı sağlayıcıları” tanımlarını netleştirmiştir. Sanal para birimi-itibari para (fiat) değişimi yapan platformlar ve müşterileri adına kripto varlık özel anahtarlarını saklayan hizmet sağlayıcılar, artık geleneksel finans kurumlarıyla benzer AML yükümlülüklerine tabidir. Bu, sektördeki anonimliği önemli ölçüde azaltmıştır.
Gerçek Faydalanıcılık (UBO) Kayıtlarının Genişletilmesi
Şirketlerin ve diğer hukuki yapıların arkasındaki gerçek kişileri gizleyerek kara para aklama faaliyetlerini yürütmek, yaygın bir yöntemdir. AMLD5, bu yapıyı kırmak için gerçek faydalanıcılık şeffaflığını artırmaya yönelik önemli adımlar atmıştır.
Kamuya Açık Erişim ve Şeffaflık İlkesi
AMLD5, şirketlerin ve diğer tüzel kişiliklerin gerçek faydalanıcı bilgilerini içeren merkezi kayıtların, “meşru menfaati” olan herkesin erişimine açılmasını zorunlu kılmıştır. Bu, gazetecilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve diğer araştırmacıların şirket sahiplik yapılarını daha kolay inceleyebilmesini sağlayarak sosyal denetimi artırmıştır.
Tröstler ve Benzeri Hukuki Yapılar İçin Yeni Kurallar
Direktif, tröstler gibi daha karmaşık ve gizliliğe dayalı hukuki yapıların da gerçek faydalanıcı bilgilerinin merkezi kayıtlara bildirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu kayıtlara erişim, şirket kayıtlarına göre daha kısıtlı olsa da, meşru menfaati olanların bu bilgilere ulaşabilmesi sağlanarak şeffaflık artırılmıştır.
Yüksek Riskli Üçüncü Ülkelerle İlişkilerde Artırılmış Tedbirler
AMLD5, Avrupa Komisyonu tarafından AML/CFT rejimleri zayıf olarak tanımlanan yüksek riskli üçüncü ülkelerle yapılan işlemlerde, yükümlü kuruluşların güçlendirilmiş durum tespiti (EDD) uygulamasını zorunlu kılar. Bu, bu ülkelerden kaynaklanan veya bu ülkelere yönelik işlemlerde daha fazla bilgi toplanmasını, işlemin amacının ve fon kaynağının daha detaylı incelenmesini gerektirir.
Ön Ödemeli Kartlara İlişkin Sınırlamalar
Anonim olarak kullanılabilen ön ödemeli kartların terörizmin finansmanında kullanılma riskine karşı AMLD5, bu kartlara yönelik limitleri düşürmüştür. Müşteri kimlik doğrulaması gerektirmeyen anonim ön ödemeli kartlar için aylık işlem limiti 150 €’ya, online işlemler için ise 50 €’ya indirilmiştir. Bu, küçük çaplı anonim ödemelerin önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
6. Kara Para Aklama Direktifi (AMLD6) ve Ceza Hukukundaki Etkileri
Altıncı Kara Para Aklama Direktifi (AMLD6), 3 Aralık 2020’de yürürlüğe girmiş ve üye ülkelerin iç hukuklarına aktarılması için son tarih 3 Haziran 2021 olarak belirlenmiştir. AMLD5’in düzenleyici ve önleyici tedbirlere odaklanmasının aksine, AMLD6 doğrudan ceza hukuku alanına müdahale ederek kara para aklama suçuna ilişkin tanımları, öncül suçları ve yaptırımları uyumlaştırmayı hedefler. Temel amacı, suçlular için caydırıcılığı artırmak ve adli iş birliğini güçlendirmektir.
AMLD6’nın Temel Hedefleri: Uyumlaştırma ve Caydırıcılık
AMLD6’nın ana hedefi, AB üye ülkeleri arasında kara para aklama suçunun tanımı ve cezaları konusunda bir standart oluşturmaktır. Üye ülkeler arasındaki yasal farklılıklar, suçluların daha hafif cezalara sahip ülkeleri tercih etmesine neden olabiliyordu. AMLD6, bu “yasal boşlukları” kapatarak AB genelinde daha tutarlı ve caydırıcı bir ceza hukuku çerçevesi oluşturmayı amaçlamaktadır.
Kara Para Aklama Suçunun Tanımının Uyumlaştırılması
Direktif, kara para aklama suçunu oluşturan eylemleri net bir şekilde tanımlar. Bunlar arasında suç gelirini dönüştürme, transfer etme, kaynağını gizleme, mülkiyetini gizleme, elde etme, sahip olma veya kullanma gibi fiiller yer alır. Bu standart tanım, üye ülkeler arasında adli soruşturma ve kovuşturmaların daha etkin bir şekilde yürütülmesini sağlar.
22 Adet Öncül Suçun Belirlenmesi
AMLD6, kara para aklamaya kaynaklık eden 22 adet “öncül suç” kategorisi belirlemiştir. Bu liste, üye ülkelerin kara para aklama suçunu soruştururken hangi suçlardan elde edilen gelirleri dikkate almaları gerektiğini standart hale getirir. Bu, yasal belirsizliği ortadan kaldırır ve daha geniş bir yelpazedeki suç gelirlerinin aklanmasını engeller.
| Özellik | 5. Kara Para Aklama Direktifi (AMLD5) | 6. Kara Para Aklama Direktifi (AMLD6) |
|---|---|---|
| Odak Alanı | Önleyici tedbirler, düzenleyici uyum | Ceza hukuku, yaptırımlar ve adli iş birliği |
| Temel Yenilikler | Kripto varlıkların düzenlenmesi, kamuya açık UBO kayıtları, ön ödemeli kart limitleri | Öncül suçların uyumlaştırılması (22 adet), tüzel kişi sorumluluğu, cezaların ağırlaştırılması |
| Kapsam | Yükümlü kuruluşların tanımını genişletir (kripto borsaları, sanat galerileri vb.) | Kara para aklama suçunun tanımını ve cezai sorumluluğu standartlaştırır |
| Hedef | Şeffaflığı artırmak ve yeni finansal teknolojilerin risklerini yönetmek | Caydırıcılığı artırmak ve üye ülkeler arası yasal farklılıkları gidermek |
Siber Suçlar ve Çevresel Suçlar Gibi Yeni Kategoriler
Öncül suçlar listesine siber suçlar (örneğin, fidye yazılımı saldırılarından elde edilen gelirler) ve çevresel suçlar (örneğin, yasa dışı atık ticareti) gibi modern suç türlerinin eklenmesi, AMLD6’nın önemli bir yeniliğidir. Bu, AB’nin değişen suç ortamına uyum sağlama yeteneğini gösterir ve bu yeni alanlardan elde edilen gelirlerin aklanmasını zorlaştırır.
Tüzel Kişiler İçin Cezai Sorumluluğun Genişletilmesi
AMLD6, sadece bireylerin değil, tüzel kişilerin (şirketlerin) de kara para aklama suçundan sorumlu tutulabileceğini açıkça belirtir. Bir şirketin menfaatine olacak şekilde, yönetim yetkisine sahip bir kişi tarafından işlenen veya yetersiz denetim nedeniyle engellenemeyen kara para aklama eylemleri, doğrudan şirkete cezai sorumluluk yükler. Bu, şirketlerin güçlü AML uyum programları oluşturmasını teşvik eder.
Suça Yardım ve Yataklık, Teşebbüs ve Azmettirme
Direktif, kara para aklama suçuna sadece doğrudan karışanları değil, aynı zamanda bu suça yardım edenleri, yataklık edenleri, suçu işlemeye teşebbüs edenleri ve başkalarını bu suça azmettirenleri de cezai olarak sorumlu tutar. Bu genişletilmiş sorumluluk, suç ağlarının tüm unsurlarıyla mücadele etmeyi amaçlar.
Cezai Yaptırımların Ağırlaştırılması
AMLD6, kara para aklama suçları için asgari bir ceza standardı belirler. Üye ülkeler, bu suçlar için en az dört yıl hapis cezasını öngören yasaları yürürlüğe koymak zorundadır. Ayrıca, tüzel kişiler için para cezalarının yanı sıra, faaliyetten men edilme, adli denetim altına alınma veya şirketin kapatılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabilir.
Müşterini Tanı (KYC) Standartlarında Yaşanan Dönüşüm
AMLD5 ve AMLD6, yükümlü kuruluşların müşteri kabul ve izleme süreçlerinin temelini oluşturan Müşterini Tanı (KYC) standartlarını önemli ölçüde etkilemiştir. Bu direktifler, KYC süreçlerinin daha kapsamlı, teknoloji odaklı ve risk temelli bir yaklaşımla yürütülmesini zorunlu kılmaktadır. Amaç, sadece müşterinin kimliğini doğrulamak değil, aynı zamanda müşterinin finansal profilini ve işlemlerinin doğasını derinlemesine anlamaktır.
AMLD5 ve AMLD6’nın KYC Süreçlerine Doğrudan Etkisi
AMLD5, kripto varlık hizmet sağlayıcılarını KYC yükümlülüklerine tabi kılarak ve gerçek faydalanıcılık şeffaflığını artırarak KYC’nin kapsamını genişletmiştir. Artık kuruluşlar, sadece doğrudan müşterilerini değil, aynı zamanda müşterileri olan tüzel kişiliklerin arkasındaki gerçek kişileri de tespit etmek zorundadır. AMLD6 ise, yetersiz KYC süreçleri nedeniyle işlenen kara para aklama suçlarından doğacak cezai sorumlulukları ağırlaştırarak, kurumları daha titiz ve etkili KYC programları uygulamaya teşvik etmektedir.
Elektronik Kimlik Doğrulama (e-ID) ve Uzaktan Müşteri Edinimi
Direktifler, dijital dönüşüme paralel olarak elektronik kimlik doğrulama (e-ID) yöntemlerinin ve uzaktan müşteri edinim süreçlerinin kullanımını teşvik etmektedir. Özellikle Video KYC gibi teknolojiler, müşterilerin fiziksel olarak bir şubeye gitmeden güvenli bir şekilde kimliklerini doğrulamalarına olanak tanır. Bu, müşteri deneyimini iyileştirirken aynı zamanda uyum süreçlerinin verimliliğini artırır. Ancak bu teknolojilerin güvenli ve AB standartlarına (eIDAS gibi) uygun olması kritik öneme sahiptir.
Güçlendirilmiş Durum Tespiti (EDD) Uygulamalarındaki Değişiklikler
AMLD5 ile birlikte, yüksek riskli üçüncü ülkelerle yapılan işlemler için Güçlendirilmiş Durum Tespiti (EDD) uygulamak zorunlu hale gelmiştir. Bu, politik olarak nüfuz sahibi kişiler (PEP’ler), karmaşık mülkiyet yapısına sahip şirketler veya AML/CFT rejimleri zayıf ülkelerden gelen müşteriler gibi yüksek riskli durumlarda standart KYC’nin ötesine geçmeyi gerektirir. EDD, fonların kaynağını, servetin kaynağını ve planlanan işlemlerin niteliğini daha ayrıntılı bir şekilde araştırmayı içerir.
Gerçek Faydalanıcının Tespiti ve Doğrulanmasında Yeni Yaklaşımlar
AMLD5’in getirdiği en önemli değişikliklerden biri gerçek faydalanıcının (UBO) tespiti ve doğrulanmasına yönelik artan zorunluluklardır. Yükümlü kuruluşlar, sadece müşterinin beyanına güvenmek yerine, merkezi UBO kayıtları gibi güvenilir ve bağımsız kaynaklardan bu bilgiyi doğrulamakla yükümlüdür. Bu, paravan şirketler aracılığıyla kimliklerini gizlemeye çalışan kişilerin tespit edilmesini kolaylaştırır.
Sürekli İzleme ve Müşteri Bilgilerinin Güncel Tutulması Zorunluluğu
KYC, tek seferlik bir müşteri kabul süreci değildir. Direktifler, müşteri ilişkisi devam ettiği sürece sürekli izleme yapılmasını ve müşteri bilgilerinin güncel tutulmasını zorunlu kılar. Bu, müşterinin risk profilindeki veya işlem alışkanlıklarındaki değişikliklerin zamanında fark edilmesini ve gerekirse risk derecelendirmesinin güncellenmesini sağlar. Bu süreç, şüpheli işlemlerin tespitinde kritik bir rol oynar.
Yeni Direktiflerin Yükümlü Kurumlar Üzerindeki Etkileri ve Uyum Zorlukları
AMLD5 ve AMLD6’nın getirdiği kapsamlı değişiklikler, özellikle finansal kurumlar ve diğer yükümlü kuruluşlar için önemli operasyonel ve finansal zorlukları da beraberinde getirmiştir. Uyum süreçlerinin karmaşıklığı artarken, düzenleyici beklentilerin karşılanması için teknolojiye ve uzmanlığa yapılan yatırım ihtiyacı da artmıştır.
Finansal Kurumlar İçin Artan Uyum Maliyetleri ve Operasyonel Yük
Yeni düzenlemelere uyum sağlamak, kurumlar için ciddi bir maliyet artışı anlamına gelmektedir. Bu maliyetler, yeni teknolojilere yatırım yapma, daha fazla uyum personeli istihdam etme, mevcut sistemleri güncelleme ve çalışanlara sürekli eğitim verme gibi kalemlerden oluşur. Özellikle küçük ve orta ölçekli kuruluşlar için bu operasyonel yük, rekabet güçlerini olumsuz etkileyebilir.
Teknoloji ve Otomasyonun Uyum Süreçlerindeki Rolü
Artan işlem hacimleri ve düzenlemelerin karmaşıklığı, manuel uyum süreçlerini yetersiz kılmaktadır. Bu noktada teknoloji ve otomasyon devreye girer. Yapay zeka ve makine öğrenmesi tabanlı dolandırıcılık tespit ve önleme çözümleri, şüpheli işlem kalıplarını insan gözünden daha hızlı ve etkili bir şekilde tespit edebilir. Robotik Süreç Otomasyonu (RPA), rutin KYC kontrollerini otomatikleştirerek uyum personelinin daha karmaşık ve yüksek riskli vakalara odaklanmasını sağlar.
| Zorluk | Teknolojik Çözüm | Sağladığı Fayda |
|---|---|---|
| Gerçek Faydalanıcı (UBO) Tespiti | Otomatik veri toplama ve ağ analizi araçları | Karmaşık şirket yapılarını görselleştirir, gizli sahiplik ilişkilerini ortaya çıkarır. |
| Şüpheli İşlem İzleme | Yapay zeka ve makine öğrenmesi tabanlı izleme sistemleri | Yanlış pozitif oranını düşürür, yeni ve karmaşık dolandırıcılık desenlerini tespit eder. |
| Müşteri Kimlik Doğrulama | Video KYC, NFC tabanlı kimlik okuma, biyometrik doğrulama | Uzaktan müşteri edinimini güvenli ve hızlı hale getirir, sahteciliği önler. |
| Yaptırım ve PEP Taraması | Gerçek zamanlı ve sürekli tarama otomasyonu | Manuel tarama ihtiyacını ortadan kaldırır, riskli ilişkilerin anında tespitini sağlar. |
Personel Eğitimi ve Farkındalığın Önemi
En gelişmiş teknolojiler bile, onları kullanan personelin bilgi ve farkındalık düzeyi kadar etkilidir. Yükümlü kuruluşların, çalışanlarına düzenli olarak güncel AML/CFT düzenlemeleri, yeni suç tipolojileri ve kurum içi prosedürler hakkında eğitim vermesi kritik öneme sahiptir. Farkındalığı yüksek bir personel, şüpheli bir durumu veya işlemi daha kolay fark edebilir ve kurumun ilk savunma hattı olarak görev yapar.
Veri Koruma (GDPR) ve AML Yükümlülükleri Arasındaki Denge
AML uyumu, büyük miktarda kişisel verinin toplanmasını, işlenmesini ve saklanmasını gerektirir. Bu durum, AB’nin Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ile potansiyel bir çıkar çatışması yaratır. Kuruluşlar, AML yükümlülüklerini yerine getirirken aynı zamanda müşterilerinin kişisel verilerini korumak zorundadır. Bu, toplanan verilerin sadece AML amacıyla kullanılmasını, güvenli bir şekilde saklanmasını ve yasal süreler sonunda imha edilmesini içeren hassas bir dengeyi gerektirir.
Geleceğe Bakış: AB’nin Yeni AML/CFT Çerçevesi
Avrupa Birliği, AML/CFT mücadelesini daha da merkezileştirmek ve etkinliğini artırmak amacıyla yeni ve iddialı bir yasal paket üzerinde çalışmaktadır. AMLD5 ve AMLD6’nın getirdiği temel üzerine inşa edilen bu yeni çerçeve, üye ülkeler arasındaki uygulama farklılıklarını ortadan kaldırmayı ve denetimi tek bir çatı altında toplamayı hedeflemektedir.
Yeni Avrupa Birliği Kara Para Aklama Otoritesi (AMLA)
Yeni çerçevenin en dikkat çekici unsuru, merkezi bir Avrupa Birliği Kara Para Aklama Otoritesi’nin (AMLA – Anti-Money Laundering Authority) kurulmasıdır. AMLA, AB düzeyinde doğrudan denetim yetkisine sahip olacak ve en riskli sınır ötesi finansal kuruluşları denetleyecektir. Ayrıca, ulusal denetim otoriteleri arasında koordinasyonu sağlayacak ve ortak denetim standartlarının uygulanmasını temin edecektir.
Tek Kural Kitabı (Single Rulebook) Yaklaşımı
Yeni paket, mevcut direktiflerin üye ülkeler tarafından farklı yorumlanmasının önüne geçmek için bir “Tek Kural Kitabı” oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu, direktifler yerine doğrudan uygulanabilir tüzükler aracılığıyla daha ayrıntılı ve yeknesak kurallar getirilmesi anlamına gelir. Tek Kural Kitabı, müşteri durum tespiti, gerçek faydalanıcılık ve risk değerlendirmesi gibi alanlarda tüm AB’de geçerli olacak net ve tutarlı standartlar belirleyecektir.
Gelecekteki Potansiyel Düzenlemeler ve Beklentiler
Gelecekteki düzenlemelerin, DeFi (Merkeziyetsiz Finans) ve NFT’ler (Nitelikli Fikri Tapu) gibi yeni ve gelişmekte olan kripto varlık alanlarını da kapsaması beklenmektedir. Ayrıca, nakit ödemelere getirilecek AB genelinde bir üst limit ve veri paylaşımını kolaylaştırarak ortak soruşturmaları güçlendirecek mekanizmalar da gündemdedir. Bu yeni dönemin, uyum süreçlerini daha standart hale getirirken, aynı zamanda denetim baskısını ve beklentileri de artırması öngörülmektedir.
AML ve KYC Uyum Süreçleriniz İçin Neden İHS Teknoloji’yi Tercih Etmelisiniz?
Sürekli değişen ve karmaşıklaşan AML düzenlemelerine uyum sağlamak, teknolojik uzmanlık ve güncel bir altyapı gerektirir. İHS Teknoloji, AMLD5 ve AMLD6 gibi en son direktiflerin getirdiği zorlukları aşmanız için tasarlanmış, uçtan uca ve yenilikçi çözümler sunar. Uyum süreçlerinizi otomatize ederek operasyonel verimliliğinizi artırırken, risklerinizi en aza indirmenize yardımcı oluruz.
Direktiflerle Tam Uyumlu, Güncel Çözümler
Sunduğumuz Bulut KYC platformu ve diğer AML çözümleri, en güncel AB direktifleri ve yerel mevzuatlarla tam uyumlu olarak geliştirilmiştir. Düzenlemelerdeki her değişikliği yakından takip ederek sistemlerimizi proaktif bir şekilde güncelliyor, böylece sizin her zaman bir adım önde olmanızı sağlıyoruz.
Kripto Varlıklar İçin Gelişmiş İzleme ve Analiz Yetenekleri
AMLD5’in getirdiği en büyük zorluklardan biri olan kripto varlıkların izlenmesi konusunda uzmanlaşmış çözümler sunuyoruz. Blockchain analiz araçlarımız, şüpheli kripto işlemlerini tespit etmenize, fonların kaynağını izlemenize ve Seyahat Kuralı (Travel Rule) gibi uluslararası standartlara uyum sağlamanıza olanak tanır.
Gerçek Faydalanıcılık Tespiti ve Doğrulamada Otomasyon
Karmaşık şirket yapıları içinde gerçek faydalanıcıyı tespit etmek zaman alıcı ve hataya açık olabilir. UBO tespiti ve doğrulama süreçlerini otomatize eden çözümlerimiz, global veri tabanlarından ve merkezi kayıtlardan anlık veri çekerek hızlı, doğru ve güvenilir sonuçlar üretir.
Uçtan Uca KYC ve Müşteri Yaşam Döngüsü Yönetimi
Müşteri kabulünden sürekli izlemeye kadar tüm KYC yaşam döngüsünü kapsayan entegre bir platform sunuyoruz. Uzaktan kimlik tespiti, risk değerlendirmesi, yaptırım listesi taraması ve şüpheli işlem yönetimi gibi tüm adımları tek bir arayüzden yönetmenizi sağlayarak operasyonel verimliliğinizi en üst düzeye çıkarıyoruz.
Uzman Danışmanlık ve Regülasyonel Destek Hizmetleri
Teknolojinin yanı sıra, alanında uzman danışmanlarımızla regülasyonel destek sağlıyoruz. Kurumunuza özel risk değerlendirmeleri yapıyor, AML/CFT politikalarınızı oluşturmanıza veya güncellemenize yardımcı oluyor ve personel eğitimleri ile kurum içi farkındalığı artırıyoruz. İHS Teknoloji ile uyum süreçlerinizi bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp, rekabet avantajına dönüştürün.

