Günümüzün küreselleşmiş ve dijitalleşmiş iş dünyasında, şirketler operasyonel verimliliklerini artırmak, maliyetleri düşürmek ve uzmanlık gerektiren alanlarda dış kaynaklardan faydalanmak için her zamankinden daha karmaşık tedarik zincirleri ve iş ortaklığı ağları kurmaktadır. Ancak bu karmaşık yapı, beraberinde sayısız riski de getirmektedir. Tedarikçilerden kaynaklanabilecek finansal, operasyonel, yasal veya itibari bir sorun, şirketin kendi faaliyetlerini doğrudan etkileyerek ciddi kayıplara yol açabilir. Bu noktada, Tedarikçi Risk Yönetimi (VRM) ve İş Ortağını Tanı (KYB) süreçleri, kurumların sürdürülebilirliği ve güvenliği için hayati bir rol oynamaktadır. Etkili bir VRM programı, potansiyel tehditleri proaktif olarak belirlemeyi, değerlendirmeyi ve azaltmayı hedeflerken, KYB bu programın temelini oluşturan en kritik adımlardan birini, yani iş ortağının kimliğini ve geçmişini derinlemesine doğrulamayı sağlar.
İçindekiler
ToggleTedarikçi Risk Yönetimi (VRM) Kavramı ve Kapsamı
Tedarikçi Risk Yönetimi (Vendor Risk Management – VRM), bir kuruluşun mal veya hizmet temin ettiği üçüncü taraf tedarikçilerle ilişkili potansiyel riskleri belirleme, analiz etme, izleme ve azaltma sürecidir. Bu süreç, sadece başlangıçtaki tedarikçi seçimini değil, aynı zamanda iş ilişkisi boyunca devam eden tüm etkileşimleri kapsayan bütünsel bir yaklaşımdır. Amaç, tedarik zincirindeki zayıf halkaların neden olabileceği finansal kayıpları, operasyonel kesintileri, yasal yaptırımları ve marka itibarı zedelenmelerini en aza indirmektir.
Tedarikçi Risk Yönetimi (VRM) Nedir?
Tedarikçi Risk Yönetimi (VRM), bir şirketin ürün veya hizmet sağlamak için güvendiği üçüncü taraf satıcıların ve tedarikçilerin oluşturduğu riskleri yönetmek için yapılandırılmış bir yaklaşımdır. Bu, iş sürekliliğini sağlamak, hassas verileri korumak ve yasal düzenlemelere uyum göstermek amacıyla tedarikçilerin sürekli olarak değerlendirildiği dinamik bir süreçtir. VRM, “bir kere yapılıp unutulan” bir kontrol listesi değil, tedarikçi yaşam döngüsünün her aşamasına entegre edilmesi gereken canlı bir programdır. Başarılı bir VRM stratejisi, organizasyonun risklere karşı daha dayanıklı hale gelmesine yardımcı olur.
VRM Sürecinin Temel Aşamaları
Etkili bir Tedarikçi Risk Yönetimi programı, tedarikçi ile olan ilişkinin başından sonuna kadar uzanan sistematik aşamalardan oluşur. Bu aşamalar, risklerin doğru bir şekilde yönetilmesini ve kontrol altında tutulmasını sağlar.
Tedarikçi Belirleme ve Seçme
Bu ilk aşama, potansiyel tedarikçilerin belirlenmesi, yeteneklerinin değerlendirilmesi ve iş ihtiyaçlarına en uygun olanların kısa listeye alınmasıdır. Tedarikçinin pazar itibarı, referansları ve genel kabiliyetleri gibi temel kriterler bu adımda göz önünde bulundurulur. Seçim süreci, risk yönetimi felsefesinin başlangıç noktasıdır.
Durum Tespiti (Due Diligence) ve Risk Değerlendirme
Seçilen potansiyel tedarikçiler üzerinde derinlemesine bir inceleme yapılır. Bu süreç, tedarikçinin finansal sağlığını, siber güvenlik politikalarını, yasal uyum geçmişini ve operasyonel kapasitesini analiz etmeyi içerir. Risk değerlendirmesi, her tedarikçinin potansiyel risk seviyesini belirleyerek, onlarla çalışmanın getireceği olası tehditleri ortaya koyar. Bu adım, gelişmiş durum tespiti (EDD) prosedürlerinin uygulanabileceği kritik bir noktadır.
Sözleşme ve Entegrasyon
Risk değerlendirmesi tamamlandıktan sonra, seçilen tedarikçi ile sözleşme aşamasına geçilir. Bu sözleşmeler, hizmet seviyesi anlaşmaları (SLA’lar), güvenlik beklentileri, veri koruma yükümlülükleri ve uyumluluk standartları gibi riskleri azaltmaya yönelik net maddeler içermelidir. Entegrasyon süreci ise tedarikçinin şirket sistemlerine güvenli bir şekilde dahil edilmesini kapsar.
Sürekli İzleme ve Performans Yönetimi
İş ilişkisi başladıktan sonra VRM’nin en önemli aşamalarından biri olan sürekli izleme devreye girer. Tedarikçinin performansı, sözleşme şartlarına uygunluğu ve risk profilindeki değişimler periyodik olarak takip edilir. Bu, otomasyon araçları ve düzenli denetimlerle desteklenerek, olası sorunların erken tespiti için kritik öneme sahiptir.
İlişki Sonlandırma (Offboarding)
Tedarikçi ile iş ilişkisi sona erdiğinde, bu sürecin de güvenli ve düzenli bir şekilde yönetilmesi gerekir. Offboarding, şirketin hassas verilerine ve sistemlerine olan tüm erişimlerin kaldırılmasını, varlıkların iade edilmesini ve sözleşmesel yükümlülüklerin eksiksiz bir şekilde tamamlandığını garanti eder. Bu aşama, gelecekteki veri sızıntılarını ve güvenlik ihlallerini önlemek için hayati önem taşır.
VRM’nin Stratejik İş Hedefleri ile İlişkisi
Tedarikçi Risk Yönetimi, sadece bir uyumluluk veya güvenlik faaliyeti değildir; aynı zamanda şirketin stratejik hedeflerine ulaşmasında doğrudan rol oynar. Kesintisiz bir tedarik zinciri, üretim ve hizmet sunumunda sürekliliği garanti eder. Finansal olarak sağlam ortaklarla çalışmak, şirketin kendi mali istikrarını korur. Yasal düzenlemelere uyan tedarikçiler, şirketi olası cezalardan ve yaptırımlardan korurken, itibarı yüksek iş ortakları markanın genel imajını güçlendirir. Dolayısıyla, VRM, kurumsal dayanıklılığı ve uzun vadeli başarıyı destekleyen stratejik bir işlevdir.
Tedarikçi Kaynaklı Risk Türleri ve İşletmelere Etkileri
İşletmeler, tedarikçileri aracılığıyla çeşitli risklere maruz kalabilirler. Bu riskleri doğru bir şekilde tanımlamak ve sınıflandırmak, etkili bir yönetim stratejisi geliştirmenin ilk adımıdır. Her bir risk türü, şirketin farklı bir yönünü tehdit etme potansiyeline sahiptir ve bu nedenle dikkatle ele alınmalıdır.
Finansal Riskler (İflas, Finansal İstikrarsızlık)
Tedarikçinin finansal sağlığının bozulması, iflas etmesi veya nakit akışı sorunları yaşaması, hizmet veya ürün tedarikinde ani duraksamalara yol açabilir. Bu durum, şirketin kendi üretim planlarını aksatabilir, acil ve daha pahalı alternatif tedarikçiler bulma zorunluluğu doğurabilir ve sonuç olarak beklenmedik maliyet artışlarına ve gelir kaybına neden olabilir.
Operasyonel Riskler (Hizmet Kesintisi, Kalite Sorunları)
Tedarikçinin teknolojik altyapısındaki bir arıza, personel yetersizliği veya üretim süreçlerindeki bir hata, doğrudan hizmet kesintilerine veya ürün kalitesinde düşüşlere sebep olabilir. Örneğin, bir bulut hizmet sağlayıcısının sistemlerinde yaşanacak bir kesinti, müşterinin tüm operasyonlarını durma noktasına getirebilir. Kalite sorunları ise müşteri memnuniyetsizliği, iadeler ve marka imajının zedelenmesi gibi sonuçlar doğurur.
Yasal ve Uyumluluk Riskleri (AML, Yaptırımlar, KVKK)
Tedarikçilerin faaliyet gösterdikleri sektör ve coğrafyalardaki yasal düzenlemelere uymaması, işletmeler için ciddi riskler barındırır. Özellikle Kara Para Aklamayı Önleme (AML), uluslararası yaptırım listeleri ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) gibi düzenlemelere aykırı hareket eden bir tedarikçi, işletmeyi de yasal sorumluluk altına sokabilir. Bu durum, ağır para cezaları ve hukuki süreçlerle sonuçlanabilir.
İtibari Riskler (Olumsuz Medya, Etik Dışı Faaliyetler)
Bir tedarikçinin adının olumsuz haberlere karışması, çocuk işçi çalıştırma gibi etik dışı faaliyetlerde bulunması veya çevreye zarar veren uygulamalar içinde olması, iş yaptığı şirketin itibarına da doğrudan zarar verir. Tüketiciler ve yatırımcılar, etik değerlere önem veren şirketlerle çalışmayı tercih ettiğinden, tedarikçi kaynaklı bir itibar krizi, müşteri kaybına ve pazar değerinde düşüşe yol açabilir.
Siber Güvenlik Riskleri (Veri İhlalleri, Sistem Zafiyetleri)
Tedarikçilerin sahip olduğu siber güvenlik zafiyetleri, saldırganlar için bir giriş kapısı oluşturabilir. Tedarikçinin sistemlerine sızan bir hacker, buradan iş ortağı olan şirketin ağına erişim sağlayabilir. Bu tür bir “tedarik zinciri saldırısı”, hassas müşteri verilerinin veya ticari sırların çalınmasıyla sonuçlanarak hem finansal hem de itibari açıdan yıkıcı etkilere neden olabilir.
Stratejik Riskler (Tek Bir Tedarikçiye Bağımlılık)
Kritik bir hizmet veya hammadde için tek bir tedarikçiye aşırı bağımlı olmak, stratejik bir risktir. Bu tedarikçinin herhangi bir nedenle (doğal afet, politik istikrarsızlık, iflas vb.) hizmet veremez duruma gelmesi, şirketin tüm operasyonlarını felce uğratabilir. Tedarik zincirini çeşitlendirmemek, şirketin esnekliğini ve krizlere karşı dayanıklılığını önemli ölçüde azaltır.
İş Ortağını Tanı (KYB) ve VRM’deki Rolü
Etkili bir Tedarikçi Risk Yönetimi (VRM) programının temel taşı, kiminle iş yapıldığını derinlemesine anlamaktır. Bu noktada “İş Ortağını Tanı” veya özgün adıyla “Know Your Business” (KYB) süreci devreye girer. KYB, VRM’nin sadece bir parçası değil, aynı zamanda en kritik doğrulama ve güvence mekanizmasıdır. Tedarikçinin beyanlarının ötesine geçerek, gerçek kimliğini, yapısını ve geçmişini ortaya çıkarmayı hedefler.
İş Ortağını Tanı (KYB – Know Your Business) Nedir?
İş Ortağını Tanı (KYB), bir kuruluşun iş ilişkisine girmeyi planladığı başka bir tüzel kişiliğin (tedarikçi, müşteri, ortak) kimliğini doğrulama, sahiplik yapısını anlama ve potansiyel risklerini değerlendirme sürecidir. Bireyler için uygulanan Müşterini Tanı (KYC) sürecinin kurumsal versiyonu olan KYB, özellikle paravan şirketler, finansal suçlara karışmış yapılar ve yaptırım listelerindeki organizasyonlarla iş yapma riskini ortadan kaldırmayı amaçlar.
KYB Sürecinin Temel Adımları ve Bileşenleri
Kapsamlı bir KYB süreci, bir dizi doğrulamadan ve analizden oluşur. Bu adımlar, iş ortağının şeffaf ve güvenilir bir yapıya sahip olup olmadığını teyit etmeye yöneliktir.
Tüzel Kişilik ve Faaliyet Alanı Doğrulaması
Bu ilk adım, şirketin resmi olarak kayıtlı olup olmadığını, ticari unvanını, vergi numarasını, adresini ve yasal statüsünü doğrulamayı içerir. Şirketin ilgili ticaret odası veya resmi kurumlardaki kayıtları incelenir. Ayrıca, beyan edilen faaliyet alanı ile gerçekte yürüttüğü işlerin tutarlı olup olmadığı kontrol edilir.
Nihai Gerçek Faydalanıcıların (UBO) Tespiti
KYB’nin en kritik bileşenlerinden biri, şirketin arkasındaki gerçek kişileri, yani Nihai Gerçek Faydalanıcıları (Ultimate Beneficial Owner – UBO) tespit etmektir. Bu, karmaşık ve katmanlı şirket yapılarının arkasına gizlenmiş kişileri ortaya çıkararak, şirketi kimin kontrol ettiğini netleştirir. Bu süreç, kara para aklama ve terörün finansmanı gibi risklerin önlenmesinde hayati rol oynar.
Şirket Ortaklık Yapısının ve Kontrol Mekanizmalarının Analizi
Şirketin ortaklık yapısı, yönetim kurulu üyeleri ve imza yetkilileri detaylı bir şekilde incelenir. Hissedarların kim olduğu, aralarındaki ilişkiler ve şirketi kimin yönettiği analiz edilir. Bu analiz, potansiyel çıkar çatışmalarını ve gizli kontrol mekanizmalarını anlamaya yardımcı olur.
Yaptırım Listeleri, Siyasi Nüfuz Sahibi (PEP) ve Olumsuz Medya Taramaları
Bu aşamada, hem şirket tüzel kişiliği hem de tespit edilen UBO’lar ve kilit yöneticiler, ulusal ve uluslararası yaptırım listelerinde (örneğin, OFAC, BM, AB) taranır. Ayrıca, bu kişilerin Siyasi Nüfuz Sahibi (Politically Exposed Person – PEP) olup olmadığı kontrol edilir. Olumsuz medya taramaları (Adverse Media Screening) ise şirketin veya yöneticilerinin geçmişte herhangi bir suça, yolsuzluğa veya skandala karışıp karışmadığını ortaya çıkarır.
| KYB Bileşeni | Amaç | Kontrol Edilen Unsurlar |
|---|---|---|
| Tüzel Kişilik Doğrulaması | Şirketin yasal varlığını teyit etmek. | Ticaret sicil kayıtları, vergi numarası, faaliyet belgesi. |
| UBO Tespiti | Şirketin arkasındaki gerçek kontrol sahiplerini bulmak. | Hissedarlık yapıları, ortaklık sözleşmeleri, kontrol zincirleri. |
| Yaptırım ve PEP Taraması | Yasal ve itibari riskleri belirlemek. | Uluslararası yaptırım listeleri, PEP veritabanları, olumsuz medya haberleri. |
| Finansal Sağlık Analizi | İş sürekliliği riskini ölçmek. | Bilanço, gelir tablosu, kredi raporları. |
KYB’nin Tedarikçi Seçim ve Değerlendirme Süreçlerine Entegrasyonu
KYB, ayrı bir departmanın görevi olarak görülmemelidir. Tedarikçi seçimi (onboarding) ve durum tespiti (due diligence) süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Potansiyel bir tedarikçi ile görüşmelere başlandığı andan itibaren KYB kontrolleri devreye alınmalıdır. Elde edilen bilgiler, tedarikçinin risk skorunu belirlemede kullanılır ve bu skor, sözleşme şartlarının oluşturulmasından sürekli izleme sıklığına kadar birçok kararı etkiler. KYB’nin entegrasyonu, risk yönetimini reaktif bir yaklaşımdan proaktif bir stratejiye dönüştürür.
KYB ile İş Ortaklarının Geçmişini Sorgulamanın Kritik Önemi
Bir iş ortağının geçmişini İş Ortağını Tanı (KYB) süreçleriyle sorgulamak, yalnızca bir yasal zorunluluk veya bürokratik bir adım değildir. Bu, bir şirketin kendisini finansal suçlardan, yasal yaptırımlardan ve itibar kayıplarından korumak için attığı en temel ve en kritik adımlardan biridir. Yeterli araştırma yapmadan girilen bir iş ilişkisi, görünürde kârlı olsa da gizli maliyetleri ve riskleri beraberinde getirebilir. KYB, bu görünmez tehditlere karşı bir kalkan görevi görür.
Gizli Risklerin ve Kırmızı Bayrakların Tespiti
Şirketler, genellikle kendilerini en iyi şekilde sunarlar. Ancak KYB süreçleri, bu vitrinin arkasına bakmayı sağlar. Örneğin, bir tedarikçinin sık sık unvan veya adres değiştirmesi, karmaşık ve anlaşılması güç bir ortaklık yapısına sahip olması veya yöneticilerinin geçmişte iflas etmiş paravan şirketlerle bağlantısının olması gibi “kırmızı bayraklar” KYB ile tespit edilebilir. Bu tür bulgular, potansiyel dolandırıcılık veya istikrarsızlık işaretleri olabilir.
Finansal Suçlarla (Kara Para Aklama, Terörün Finansmanı) Mücadele
Suç örgütleri, yasa dışı yollarla elde ettikleri gelirleri aklamak için meşru görünen işletmeleri kullanabilirler. Bir şirket, farkında olmadan kara para aklama faaliyetlerine karışmış bir tedarikçi ile çalışarak bu suç zincirinin bir parçası haline gelebilir. Kapsamlı KYB kontrolleri, özellikle Nihai Gerçek Faydalanıcı (UBO) tespiti, bu tür yasa dışı faaliyetlerle bağlantılı kişilerin ve şirketlerin tedarik zincirine sızmasını engelleyerek kurumu büyük bir yasal ve finansal riskten korur.
Yasal ve Düzenleyici Yükümlülüklere Uyumun Sağlanması
Başta MASAK olmak üzere birçok düzenleyici kurum, işletmelerin iş ortaklarını tanıma ve şüpheli durumları bildirme yükümlülüğü getirmektedir. Yaptırım uygulanan bir şirketle veya kişiyle çalışmak, çok ağır idari para cezalarına ve ticari kısıtlamalara yol açabilir. KYB, bu düzenlemelere tam uyum sağlamanın tek yoludur. Sürekli yapılan taramalar, iş ortağının durumunda sonradan meydana gelebilecek olumsuz değişikliklere karşı da koruma sağlar.
Şeffaf ve Güvenilir Bir Tedarik Zinciri Oluşturulması
Tedarik zincirindeki her bir halkanın güvenilir ve şeffaf olması, tüm sistemin dayanıklılığını artırır. KYB süreçlerini standart bir prosedür haline getiren şirketler, yalnızca dürüst ve güvenilir ortaklarla çalıştıklarını garanti altına alırlar. Bu durum, tedarik zincirinde beklenmedik kesintilerin, dolandırıcılık vakalarının ve kalite sorunlarının yaşanma olasılığını önemli ölçüde azaltır.
Marka İtibarının ve Kurumsal Değerlerin Korunması
Günümüz tüketicileri ve yatırımcıları, bir markanın sadece ürün ve hizmet kalitesine değil, aynı zamanda etik duruşuna ve kimlerle iş yaptığına da büyük önem vermektedir. İnsan hakları ihlalleriyle, yolsuzlukla veya çevre suçlarıyla anılan bir tedarikçiyle çalışmak, şirketin marka itibarına kalıcı zararlar verebilir. KYB, şirketin kendi kurumsal değerleriyle uyumlu, itibarı temiz ve sorumlu iş ortakları seçmesini sağlayarak bu riski bertaraf eder.
Etkili Bir VRM ve KYB Programı Oluşturmanın Adımları
Etkili bir Tedarikçi Risk Yönetimi (VRM) ve İş Ortağını Tanı (KYB) programı oluşturmak, tesadüflere bırakılamayacak kadar önemli bir süreçtir. Bu, organizasyonun tamamında benimsenmesi gereken, iyi planlanmış, teknoloji destekli ve sürekli iyileştirilen bir strateji gerektirir. Başarılı bir program, riskleri proaktif bir şekilde yöneterek şirketi olası tehditlere karşı daha dayanıklı hale getirir.
Risk İştahının ve Politikaların Belirlenmesi
Her şeyden önce, üst yönetimin katılımıyla şirketin “risk iştahı” tanımlanmalıdır. Hangi tür risklerin kabul edilebilir olduğu, hangilerinin kesinlikle kaçınılması gerektiği net bir şekilde belirlenmelidir. Bu çerçeveye dayanarak, tedarikçi seçimi, değerlendirmesi, izlenmesi ve sonlandırılması süreçlerini yöneten açık ve yazılı politikalar oluşturulmalıdır. Bu politikalar, tüm çalışanlar için bir rehber görevi görmelidir.
Tedarikçilerin Risk Seviyelerine Göre Sınıflandırılması
Tüm tedarikçiler eşit risk taşımaz. Bu nedenle, her tedarikçiye aynı düzeyde kaynak ayırmak verimsizdir. Tedarikçiler; sundukları hizmetin kritikliğine, hassas verilere erişim düzeylerine, finansal büyüklüklerine ve faaliyet gösterdikleri coğrafyaya göre “yüksek”, “orta” ve “düşük” riskli olarak sınıflandırılmalıdır. Yüksek riskli tedarikçiler için daha sıkı durum tespiti ve sürekli izleme süreçleri uygulanmalıdır.
Teknoloji Destekli Otomasyon ve Veri Analitiği Kullanımı
Manuel olarak yürütülen VRM ve KYB süreçleri yavaş, hataya açık ve ölçeklenemezdir. Modern teknoloji çözümleri, bu süreçleri otomatikleştirebilir. Otomasyon, binlerce tedarikçiyi aynı anda uluslararası yaptırım listelerinde, olumsuz medya kayıtlarında ve PEP veritabanlarında tarayabilir. Veri analitiği ise tedarikçi performansını ve risk metriklerini analiz ederek potansiyel sorunları erkenden tespit etmek için uyarılar üretebilir ve idari para cezalarından kaçınmaya yardımcı olabilir.
| Süreç | Manuel Yaklaşım | Otomatik Yaklaşım |
|---|---|---|
| Durum Tespiti (Due Diligence) | Yavaş, eksik veri riski, yüksek insan hatası oranı. | Hızlı, kapsamlı veri kaynaklarına anında erişim, tutarlı sonuçlar. |
| Sürekli İzleme | Periyodik (aylık, yıllık), reaktif, anlık değişiklikleri kaçırma riski. | Gerçek zamanlı, proaktif, riskli bir durum oluştuğunda anında uyarı. |
| Raporlama | Zaman alıcı, standart dışı, manuel veri toplama gerektirir. | Anlık, standartlaştırılmış ve denetime hazır raporlar, kolay veri görselleştirme. |
| Ölçeklenebilirlik | Sınırlı, artan tedarikçi sayısı ile yönetilemez hale gelir. | Yüksek, binlerce tedarikçiyi kolayca yönetme kapasitesi. |
Sürekli İzleme ve Periyodik Değerlendirme Mekanizmalarının Kurulması
Tedarikçinin risk profili statik değildir; zamanla değişebilir. Bir tedarikçinin finansal durumu bozulabilir, yönetimi değişebilir veya bir yaptırım listesine eklenebilir. Bu nedenle, iş ilişkisi başladıktan sonra sürekli izleme kritik öneme sahiptir. Otomatik uyarı sistemleri ve belirli aralıklarla (örneğin yılda bir) tekrarlanan kapsamlı risk değerlendirmeleri, bu değişiklikleri zamanında yakalamayı sağlar.
İç Denetim ve Raporlama Süreçlerinin Tanımlanması
VRM ve KYB programının etkinliği düzenli olarak iç denetim mekanizmaları tarafından kontrol edilmelidir. Süreçlerin tanımlanan politikalara uygun işleyip işlemediği denetlenmelidir. Ayrıca, üst yönetime ve ilgili departmanlara tedarikçi risk profilleri, tespit edilen sorunlar ve alınan aksiyonlar hakkında düzenli raporlar sunulmalıdır. Bu raporlama, programın şeffaflığını ve hesap verebilirliğini artırır.
Etkili Tedarikçi Risk Yönetimi ve KYB Süreçleriniz İçin Neden İHS Teknoloji’yi Terh Etmelisiniz?
Tedarikçi risklerini yönetmek ve iş ortaklarınızı derinlemesine tanımak, günümüzün karmaşık iş ortamında başarının temel anahtarlarından biridir. İHS Teknoloji, bu kritik süreçleri sizin için basitleştiren, otomatize eden ve güvenilir hale getiren uçtan uca çözümler sunar. Gelişmiş teknolojimiz ve uzman kadromuzla, riskleri proaktif bir şekilde yönetmenize ve işinizi güvenle büyütmenize olanak tanıyoruz.
Kapsamlı ve Güncel Veri Kaynaklarına Erişim
KYB ve risk değerlendirme süreçlerinin doğruluğu, erişilen verilerin kalitesine bağlıdır. İHS Teknoloji platformu, dünya genelindeki binlerce güvenilir ve güncel veri kaynağına anında erişim sağlar. Uluslararası yaptırım listeleri, PEP (Siyasi Nüfuz Sahibi Kişi) veritabanları, olumsuz medya arşivleri ve kurumsal sicil kayıtlarını tek bir platform üzerinden sorgulayarak en kapsamlı ve doğru bilgiye ulaşmanızı garanti ederiz.
Uçtan Uca Otomasyon ile Hızlı ve Güvenilir Sonuçlar
Manuel olarak yürütülen risk taramaları günler sürebilir ve insan hatasına açıktır. Çözümlerimiz, tedarikçi ve iş ortağı doğrulama süreçlerinizi baştan sona otomatikleştirir. Bu sayede, dakikalar içinde kapsamlı risk raporları oluşturabilir, karar alma süreçlerinizi hızlandırabilir ve operasyonel verimliliğinizi artırabilirsiniz. Otomasyon, süreçlerinizde tutarlılık ve güvenilirlik sağlar.
Gerçek Zamanlı İzleme ve Anlık Uyarı Sistemleri
Risk yönetimi, sadece iş ilişkisinin başında yapılan bir kontrol değildir. Bir iş ortağınızın durumu her an değişebilir. İHS Teknoloji’nin sürekli izleme yetenekleri sayesinde, bir tedarikçiniz yaptırım listesine eklendiğinde veya hakkında olumsuz bir haber çıktığında anında uyarı alırsınız. Bu proaktif yaklaşım, beklenmedik durumlara hızla müdahale etmenizi ve olası zararları en aza indirmenizi sağlar.
Yerel ve Uluslararası Mevzuatlara Tam Uyum
MASAK, FATF ve diğer uluslararası düzenleyici kurumların gereklilikleri sürekli değişmekte ve karmaşıklaşmaktadır. Platformumuz, en güncel yerel ve global mevzuatlara tam uyumlu olarak tasarlanmıştır. Bu sayede, yasal yükümlülüklerinizi eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğinizden emin olabilir ve olası yasal yaptırımlardan korunabilirsiniz. Denetime hazır raporlama özelliklerimiz, uyum süreçlerinizi kolaylaştırır.
Risk Değerlendirme Süreçlerinizi Destekleyen Uzman Kadro
Teknoloji tek başına yeterli değildir; doğru uzmanlıkla birleştiğinde gerçek değerini bulur. İHS Teknoloji olarak, risk yönetimi ve uyum alanında yılların deneyimine sahip uzman bir kadroya sahibiz. Platformumuzun sunduğu verileri yorumlamanıza, risk politikalarınızı oluşturmanıza ve karşılaştığınız karmaşık vakaları çözmenize yardımcı olarak, teknolojinin yanı sıra insani uzmanlık desteği de sunuyoruz. Bu sayede dolandırıcılık tespit ve önleme stratejilerinizi en üst seviyeye taşıyabilirsiniz.

