Gerçek Faydalanıcı (Beneficial Owner) Nedir? Hissedarlar ile Kontrol Eden Kişiler Arasındaki Fark

Finansal dünyanın karmaşık yapılarında, bir şirketin veya yasal bir varlığın arkasındaki gerçek güç ve fayda sahiplerini belirlemek, şeffaflığın ve güvenliğin temel taşıdır. Kâğıt üzerinde görünen isimlerin ötesine geçerek, bir varlıktan nihai olarak fayda sağlayan veya onu kontrol eden kişileri anlamak, hem yasal uyumluluk hem de risk yönetimi açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu noktada “gerçek faydalanıcı”, “hissedar” ve “kontrol eden kişi” gibi kavramlar devreye girer. Bu terimler sıkça birbirinin yerine kullanılsa da aralarında önemli hukuki ve pratik farklar bulunur. Bu makalede, bu üç temel rolün ne anlama geldiğini, aralarındaki temel farkları ve gerçek faydalanıcının tespitinin finansal ekosistem için neden bu kadar hayati olduğunu detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.

Gerçek Faydalanıcı Kavramı ve Önemi

Finansal şeffaflık ve yasal uyumluluk söz konusu olduğunda, en temel kavramlardan biri “Gerçek Faydalanıcı”dır. Bu terim, bir tüzel kişilik veya hukuki düzenlemenin arkasındaki gerçek kişiyi, yani o yapıdan nihai olarak ekonomik fayda sağlayan veya onu kontrol eden bireyi ifade eder. Bu bölüm, gerçek faydalanıcı kavramının temel unsurlarını ve finansal sistemdeki önemini açıklamaktadır.

Gerçek Faydalanıcı (Beneficial Owner) Nedir?

Gerçek Faydalanıcı (Ultimate Beneficial Owner – UBO), bir şirket, vakıf, tröst veya benzeri bir tüzel kişiliğin yasal mülkiyetinin veya kontrolünün arkasında duran nihai gerçek kişidir. Diğer bir deyişle, bir işlemin veya varlığın keyfini süren, ondan yararlanan veya üzerinde nihai etkin kontrole sahip olan kişidir. Bu kişi, her zaman resmi kayıtlarda adı geçen hissedar veya yönetici olmayabilir. Gerçek faydalanıcı tanımı, genellikle karmaşık ve çok katmanlı şirket yapıları aracılığıyla kimliğini gizlemeye çalışan kişileri ortaya çıkarmayı hedefler.

Mülkiyet ve Kontrol: Gerçek Faydalanıcılığın İki Temel Unsuru

Gerçek faydalanıcılık iki temel sütun üzerine kuruludur: mülkiyet ve kontrol.

  • Mülkiyet: Bir kişinin, tüzel kişiliğin sermayesinin veya oy haklarının belirli bir eşiğin (genellikle %25) üzerinde bir kısmına doğrudan veya dolaylı olarak sahip olması durumunu ifade eder.
  • Kontrol: Mülkiyet eşiği karşılanmasa bile, bir kişinin yönetim kurulu üyelerini atama veya görevden alma yetkisi, stratejik kararlar üzerinde veto hakkı veya fiili etki gücü gibi başka yollarla tüzel kişilik üzerinde nihai kontrol sahibi olması anlamına gelir.

Tüzel Kişilik Perdesinin Arkasındaki Nihai Kişi

Tüzel kişilikler, yasal olarak sahiplerinden ve yöneticilerinden ayrı varlıklardır. Bu “tüzel kişilik perdesi”, ticari faaliyetleri kolaylaştırırken, aynı zamanda yasa dışı faaliyetlerin gizlenmesi için de kullanılabilir. Gerçek faydalanıcı tespiti, bu perdeyi aralayarak, şirketin operasyonlarından ve varlıklarından en sonunda kimin yararlandığını ve stratejik yönünü kimin belirlediğini ortaya çıkarır. Bu, özellikle paravan şirketlerin ve karmaşık mülkiyet zincirlerinin arkasındaki kişileri bulmak için hayati bir süreçtir.

Finansal Şeffaflık için Neden Önemlidir?

Finansal şeffaflık, sağlıklı bir ekonomi ve güvenli bir toplum için vazgeçilmezdir. Gerçek faydalanıcının kimliğinin bilinmesi, finansal sistemin kötüye kullanılmasını önler. Kimin kiminle iş yaptığının, paranın nereden gelip nereye gittiğinin net olması; kara para aklama, terörün finansmanı, yolsuzluk ve vergi kaçakçılığı gibi suçlarla mücadelede en etkili araçlardan biridir. Şeffaflık, aynı zamanda yatırımcı güvenini artırır ve piyasaların adil işlemesine katkıda bulunur.

Kilit Roller: Hissedar ve Kontrol Eden Kişi

Bir şirketin yapısını ve işleyişini anlamak için “hissedar” ve “kontrol eden kişi” rollerini doğru tanımlamak gerekir. Bu iki kavram, genellikle gerçek faydalanıcı ile ilişkilendirilse de, kendilerine özgü yasal ve işlevsel anlamlara sahiptirler. Bu bölümde, bu kilit rollerin tanımlarını ve temel özelliklerini inceleyeceğiz.

Hissedar (Pay Sahibi) Nedir?

Hissedar veya diğer adıyla pay sahibi, bir anonim şirketin sermayesini temsil eden paylara (hisse senetlerine) sahip olan gerçek veya tüzel kişidir. Hissedarlar, şirketin yasal sahipleridir ve sahiplik oranları ölçüsünde şirketin kârından pay alma (temettü), genel kurul toplantılarına katılma ve oy kullanma gibi temel haklara sahiptirler. Hissedarların kim olduğu, genellikle şirketin pay defterinde veya halka açık şirketler için merkezi kayıt kuruluşlarında kayıtlıdır.

Yasal Sahiplik (Legal Ownership) Kavramı

Yasal sahiplik, bir varlığın veya payın mülkiyetinin yasal kayıtlarda kimin adına tescil edildiğini ifade eder. Hissedar, şirketin yasal sahibidir. Ancak yasal sahip, her zaman o varlıktan nihai olarak faydalanan veya onu kontrol eden kişi olmayabilir. Örneğin, bir kişi, başka birinin (gerçek faydalanıcının) talimatıyla ve onun adına hisseleri elinde tutan bir vekil (nominee) olabilir. Bu durumda, yasal sahip hissedar iken, nihai fayda sahibi başka bir kişidir.

Kontrol Eden Kişi (Controlling Person) Nedir?

Kontrol eden kişi, bir tüzel kişiliğin finansal ve operasyonel politikalarını yönetme gücüne sahip olan kişidir. Bu kontrol, mutlaka çoğunluk hissesine sahip olmayı gerektirmez. Bir kişi, önemli bir azınlık hissesi, oy hakkı imtiyazları, sözleşmesel anlaşmalar veya yönetimdeki kilit pozisyonu aracılığıyla da şirket üzerinde etkin bir kontrol sağlayabilir. Kontrol eden kişi, şirketin stratejik kararlarını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilen kişidir.

Kontrol Mekanizmaları: Oy Hakkı, Yönetim Yetkisi ve Stratejik Etki

Kontrol, çeşitli mekanizmalar aracılığıyla sağlanabilir. En yaygın kontrol mekanizmaları şunlardır:

  • Oy Hakkı: Şirket genel kurulunda kullanılan oy gücü, en temel kontrol aracıdır. Özellikle imtiyazlı oylar, düşük hisse oranına rağmen kontrolü elde tutmayı sağlayabilir.
  • Yönetim Yetkisi: Yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunu atama veya görevden alma yetkisi, şirketin günlük ve stratejik yönetimini doğrudan kontrol etme imkânı verir.
  • Stratejik Etki: Ana sözleşmedeki özel hükümler, veto hakları veya kilit ticari anlaşmalar üzerindeki etki gücü, resmi bir mülkiyet veya yönetim pozisyonu olmasa bile bir kişiyi kontrol sahibi yapabilir.

Temel Farklılıklar: Gerçek Faydalanıcı, Hissedar ve Kontrol Eden Kişi Karşılaştırması

Gerçek faydalanıcı, hissedar ve kontrol eden kişi rolleri arasındaki farkları netleştirmek, kurumsal yapıları doğru analiz etmek için kritik öneme sahiptir. Her bir rol, mülkiyet, kontrol ve şeffaflık açılarından farklı anlamlar taşır. Bu bölümde, bu üç kavram arasındaki temel ayrımları bir karşılaştırma ile ele alacağız.

Mülkiyet Açısından Farklılıklar: Yasal Sahiplik ve Nihai Fayda

En temel fark, mülkiyetin doğasında yatar. Hissedar, şirketin yasal sahibidir; adı resmi kayıtlarda yer alır ve mülkiyeti belgelidir. Buna karşın gerçek faydalanıcı, mülkiyetin sağladığı nihai ekonomik faydayı elde eden kişidir. Bir hissedar aynı zamanda gerçek faydalanıcı olabilir, ancak bir vekil hissedar durumunda, yasal sahip ile nihai fayda sahibi farklı kişiler olacaktır. Kontrol eden kişinin ise mülkiyet sahibi olması zorunlu değildir.

Kontrol Açısından Farklılıklar: Resmi Yetki ve Fiili Etki

Hissedarın kontrolü, genellikle oy hakkı gibi resmi yetkilere dayanır. Kontrol eden kişinin gücü ise hem resmi yetkilerden hem de fiili etkiden kaynaklanabilir. Örneğin, şirketin en büyük müşterisi veya kreditörü olan bir kişi, hisse sahibi olmasa bile kararlar üzerinde dolaylı bir kontrol gücüne sahip olabilir. Gerçek faydalanıcı ise kontrolü, ya doğrudan mülkiyet yoluyla ya da kontrol gücü olan kişileri yönlendirerek, yani hem resmi hem de fiili etkiyi nihai olarak elinde tutarak sağlar.

Şeffaflık ve Görünürlük: Kimin Adı Kayıtlarda Yer Alır?

Görünürlük açısından en şeffaf rol hissedarlıktır. Hissedarlar, şirketin pay defteri gibi resmi belgelerde listelenir. Kontrol eden kişinin kimliği, özellikle kontrol fiili etkiye dayanıyorsa, her zaman bu kadar net olmayabilir. Gerçek faydalanıcı ise tanımı gereği genellikle en az görünür olan kişidir. Amaç, karmaşık yapılar arkasına gizlenmiş bu kişileri tespit etmektir. Bu nedenle İşletmeni Tanı (KYB) prosedürleri, sadece yasal sahibi değil, nihai faydalanıcıyı bulmaya odaklanır.

Özellik Hissedar (Pay Sahibi) Kontrol Eden Kişi Gerçek Faydalanıcı (UBO)
Tanım Şirketin yasal sahibi; pay senedine sahip kişi. Şirketin politika ve kararlarını yönetme gücüne sahip kişi. Şirketten nihai olarak ekonomik fayda sağlayan veya onu kontrol eden gerçek kişi.
Temel Unsur Yasal Mülkiyet Fiili veya Resmi Kontrol/Etki Nihai Fayda ve/veya Nihai Kontrol
Görünürlük Yüksek (Resmi kayıtlarda yer alır). Değişken (Resmi olabilir veya olmayabilir). Düşük (Genellikle gizlenmiştir, tespit edilmesi gerekir).
Örnek Adına hisse senedi kayıtlı olan yatırımcı. Yönetim kurulunu atama yetkisine sahip imtiyazlı pay sahibi. Bir paravan şirketler zincirinin sonundaki gerçek kişi.

Karmaşık Kurumsal Yapılardaki Rolleri ve İlişkileri

Zincir şirketler, vakıflar veya tröstler gibi karmaşık kurumsal yapılarda bu üç rol arasındaki ilişki daha da belirginleşir. Örneğin, Şirket A’nın hissedarı Şirket B olabilir. Şirket B’nin kontrol eden kişisi ise bir avukat olabilir. Ancak bu avukat, tüm talimatları müvekkili olan ve yapıdan tüm geliri elde eden Bay X’ten alıyorsa, bu yapının gerçek faydalanıcısı Bay X’tir. Bu tür yapıları çözümlemek, finansal suçlarla mücadelenin temelini oluşturur.

Gerçek Faydalanıcının Tespiti Neden Zorunludur?

Gerçek faydalanıcının kimliğinin belirlenmesi, sadece bir yasal prosedür değil, aynı zamanda küresel finansal sistemin güvenliği ve bütünlüğü için hayati bir zorunluluktur. Suçlular ve terörist gruplar, kimliklerini gizlemek ve yasa dışı fonları aklamak için karmaşık tüzel kişilik yapılarını bir kalkan olarak kullanırlar. Bu kalkanı delmenin tek yolu, en tepedeki nihai fayda sahibini tespit etmektir.

Kara Para Aklama (AML) ile Mücadeledeki Rolü

Kara para aklama, yasa dışı yollarla elde edilen gelirin yasal bir kökene sahipmiş gibi gösterilmesi sürecidir. Suçlular, paravan şirketler kurarak bu parayı finansal sisteme sokmaya çalışır. Gerçek faydalanıcı tespiti, bu şirketlerin arkasındaki gerçek kişileri ortaya çıkararak fonların kaynağını ve hedefini belirlemeyi sağlar. Bu, Kara Para Aklamayı Önleme (AML) uyum programlarının en temel ve vazgeçilmez adımıdır.

Terörün Finansmanının (CFT) Önlenmesi

Terör örgütleri, faaliyetlerini finanse etmek için genellikle görünüşte yasal olan ticari işletmeleri veya sivil toplum kuruluşlarını kullanır. Bu yapıların arkasındaki gerçek faydalanıcıların belirlenmesi, terör ağlarına giden finansal akışların tespit edilip kesilmesine olanak tanır. Terörün Finansmanıyla Mücadele (CFT) çabaları, bu kişilerin ve bağlantılarının deşifre edilmesiyle doğrudan ilişkilidir.

Vergi Kaçakçılığı ve Yolsuzlukla Mücadele

Vergi kaçakçılığı ve yolsuzluk, genellikle varlıkların ve gelirlerin paravan şirketler veya offshore hesaplar aracılığıyla gizlenmesiyle gerçekleştirilir. Kamu görevlileri veya vergi kaçıranlar, bu yapıları kullanarak servetlerini yasal denetimden uzak tutmaya çalışır. Gerçek faydalanıcı şeffaflığı, bu gizli servetlerin kime ait olduğunu ortaya çıkararak vergi adaletinin sağlanmasına ve yolsuzlukla mücadeleye önemli katkı sunar.

Uluslararası Yaptırımlara (Sanctions) Uyumun Sağlanması

Devletler ve uluslararası kuruluşlar, belirli ülkelere, kişilere veya kuruluşlara yönelik finansal ve ticari yaptırımlar uygular. Finansal kuruluşlar ve şirketler, bu yaptırım listelerindeki kişilerle iş yapmaktan kaçınmakla yükümlüdür. Ancak yaptırıma tabi kişiler, kimliklerini gizlemek için karmaşık şirket ağları kullanabilirler. Dolandırıcılık tespit ve önleme çözümleri, gerçek faydalanıcıyı tespit ederek kurumların farkında olmadan yaptırımları delmesini önler ve büyük cezalardan korunmalarını sağlar.

Gerçek Faydalanıcının Belirlenme Süreci ve Yöntemleri

Gerçek faydalanıcının tespiti, özellikle karmaşık ve çok katmanlı kurumsal yapılarda titizlik gerektiren bir süreçtir. Bu süreç, yasal yükümlülükleri yerine getirmek ve riskleri yönetmek isteyen kuruluşlar için sistematik adımlar ve analizler içerir. Başarılı bir tespit, doğru veri toplama, sahiplik ve kontrol yapılarının analizi ve potansiyel risk sinyallerinin değerlendirilmesine dayanır.

Gerçek Faydalanıcı Tespiti (UBO Identification) Adımları

Temel olarak, gerçek faydalanıcı tespiti süreci aşağıdaki adımları içerir:

  1. Veri Toplama: Müşteri olan tüzel kişiden ana sözleşme, pay defteri, imza sirküleri gibi kurumsal belgeler ve sahiplik yapısını gösteren beyanlar alınır.
  2. Sahiplik Yapısının İncelenmesi: Şirketin doğrudan ve dolaylı hissedarları belirlenir ve sahiplik zinciri en üstteki gerçek kişiye ulaşana kadar takip edilir.
  3. Kontrol Yapısının Analizi: Oy hakları, yönetim kurulu atama yetkileri veya diğer kontrol mekanizmaları incelenerek mülkiyet dışında kontrol gücü olan kişiler tespit edilir.
  4. Kimlik Doğrulama: Tespit edilen gerçek faydalanıcıların kimlik bilgileri, güvenilir ve bağımsız kaynaklardan doğrulanır. Bu aşamada Bulut KYC gibi dijital kimlik doğrulama çözümleri büyük kolaylık sağlar.
  5. Kayıt ve İzleme: Elde edilen tüm bilgiler kayıt altına alınır ve müşteri ilişkisi devam ettiği sürece düzenli olarak güncellenir.

Sahiplik ve Kontrol Eşiklerinin Değerlendirilmesi

Birçok ülke, gerçek faydalanıcı tanımı için belirli sahiplik eşikleri belirlemiştir. Genellikle bir şirketin hisselerinin veya oy haklarının %25’ine sahip olan bir gerçek kişi, gerçek faydalanıcı olarak kabul edilir. Ancak bu eşik, tek kriter değildir. Eşik altında kalsa bile, bir kişinin yönetim kurulu üzerinde veya stratejik kararlarda belirleyici bir etkiye sahip olması, o kişiyi kontrol yoluyla gerçek faydalanıcı yapabilir. Bu nedenle her iki unsurun da dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Karmaşık Mülkiyet Yapılarının Analizi: Zincir Şirketler, Vakıflar ve Tröstler

UBO tespiti, özellikle zincirleme şirketler (bir şirketin diğerine sahip olduğu yapılar), amacı ve faydalanıcıları belirsiz olabilen vakıflar ve yasal mülkiyet ile faydayı ayıran tröstler gibi yapılarda zorlaşır. Bu tür yapıların analizi, her katmanın ayrı ayrı incelenmesini ve sahiplik/kontrol bağlarının bir harita gibi çıkarılmasını gerektirir. Bu analiz, uzmanlık ve genellikle gelişmiş teknolojik araçların kullanılmasını zorunlu kılar.

Belirleme Sürecinde Karşılaşılan Zorluklar ve Kırmızı Bayraklar

Gerçek faydalanıcıyı belirleme sürecinde karşılaşılan bazı yaygın zorluklar ve dikkat edilmesi gereken kırmızı bayraklar şunlardır:

  • Vekil Hissedarlar (Nominees): Gerçek sahibin kimliğini gizlemek için kullanılan aracı kişiler.
  • Hamiline Yazılı Paylar: Sahibinin fiziksel olarak senedi elinde bulunduran kişi olduğu, takibi zor paylar.
  • Karmaşık ve Sınır Ötesi Yapılar: Farklı yargı bölgelerinde kurulmuş şirketler zinciri.
  • Bilgi Vermekten Kaçınma: Müşterinin sahiplik yapısı hakkında eksik veya yanıltıcı bilgi vermesi.
  • Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler (PEP): Yolsuzluk riski daha yüksek olan ve dikkatle incelenmesi gereken kişiler.

Yasal Çerçeve ve Yükümlülükler

Gerçek faydalanıcının tespiti, finansal kuruluşlar ve belirli meslek grupları için keyfi bir uygulama değil, ulusal ve uluslararası düzenlemelerle zorunlu kılınan bir yükümlülüktür. Bu yasal çerçeve, finansal sistemin kötüye kullanılmasını önlemeyi amaçlar ve uyumsuzluk durumunda ciddi yaptırımlar öngörür. Bu bölüm, Türkiye’deki ve uluslararası alandaki yasal düzenlemeleri ve yükümlülükleri özetlemektedir.

Türkiye’deki Yasal Düzenlemeler: 5549 Sayılı Kanun ve İlgili Yönetmelikler

Türkiye’de gerçek faydalanıcılık ile ilgili temel düzenleme, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’dur. Bu kanun ve ilgili yönetmelikler, bankalar, ödeme kuruluşları, sigorta şirketleri, noterler ve avukatlar gibi “yükümlü” olarak tanımlanan kurumların, müşterilerini tanıma (KYC) ve bu kapsamda gerçek faydalanıcıyı tespit etme zorunluluğunu getirir. Düzenlemeler, gerçek faydalanıcının kimliğinin tespiti, doğrulanması ve kayıtların saklanması gibi konularda detaylı kurallar içerir.

MASAK’ın Rolü ve Gerçek Faydalanıcılık Bildirim Yükümlülüğü

Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), Türkiye’de kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadelenin merkezindeki kurumdur. MASAK, yükümlülerin gerçek faydalanıcı tespiti ve şüpheli işlem bildirimi gibi konulardaki uygulamalarını denetler. Ayrıca, belirli kurumlar için Gerçek Faydalanıcılığa İlişkin Bildirim Formu ile tespit ettikleri bilgileri düzenli olarak Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu bildirimler, risk analizlerinde ve denetimlerde kullanılır.

Uluslararası Standartlar: FATF (Mali Eylem Görev Gücü) Tavsiyeleri

Mali Eylem Görev Gücü (FATF), kara para aklama ve terörün finansmanı ile mücadelede küresel standartları belirleyen uluslararası bir organizasyondur. Türkiye’nin de üyesi olduğu FATF’nin tavsiyeleri, ülkelerin yasal çerçevelerini oluştururken referans aldığı temel belgelerdir. FATF tavsiyeleri, tüzel kişiliklerde şeffaflığın sağlanması ve yetkili makamların gerçek faydalanıcı bilgisine zamanında erişebilmesi için ülkelere somut adımlar atma yükümlülüğü getirir.

Yükümlülüklere Uymamanın Sonuçları ve Yaptırımları

Gerçek faydalanıcı tespiti ve bildirimi gibi yasal yükümlülüklere uymamanın ciddi sonuçları vardır. MASAK tarafından yapılan denetimlerde eksiklik tespit edilmesi durumunda, yükümlülere yüksek miktarlarda idari para cezaları kesilebilir. Tekrarlanan veya ciddi ihlaller durumunda, faaliyet izninin askıya alınması veya iptali gibi daha ağır yaptırımlar uygulanabilir. Ayrıca, bu tür uyum eksiklikleri kurumsal itibarın zedelenmesine de yol açar.

Yükümlülük İhlali Potansiyel Yaptırım Sorumlu Kurum
Gerçek faydalanıcıyı tespit etmemek veya eksik tespit etmek. İdari Para Cezası MASAK
Gerçek faydalanıcılık bildirimini zamanında veya doğru yapmamak. İdari Para Cezası, Özel Usulsüzlük Cezası MASAK, Gelir İdaresi Başkanlığı
Şüpheli işlemleri bildirmemek. İdari Para Cezası, Adli Yaptırımlar MASAK
Ciddi ve sistematik uyum eksiklikleri. Faaliyet izninin kısıtlanması veya iptali, itibar kaybı. MASAK, ilgili düzenleyici ve denetleyici kurumlar (BDDK, TCMB vb.)

Gerçek Faydalanıcı Tespiti ve Uyum Süreçleri İçin Neden İHS Teknoloji’yi Tercih Etmelisiniz?

Gerçek faydalanıcının tespiti, yasal uyumluluk ve risk yönetimi, günümüzün karmaşık finansal ve ticari ortamında manuel süreçlerle yönetilemeyecek kadar kritik ve zorlu hale gelmiştir. İHS Teknoloji, bu alandaki derin uzmanlığı ve gelişmiş teknolojik çözümleriyle işletmenizin uyum süreçlerini basitleştirir, hızlandırır ve güvence altına alır.

Uçtan Uca Uyum Çözümleriyle Risk Yönetimi

İHS Teknoloji, sadece bir teknoloji sağlayıcısı değil, aynı zamanda bir uyum ortağıdır. Müşteri kabulünden sürekli izlemeye kadar tüm Müşterini Tanı (KYC) ve AML süreçlerinizi kapsayan uçtan uca çözümler sunarız. Bu bütünsel yaklaşım, riskleri proaktif bir şekilde yönetmenizi, potansiyel tehditleri erken aşamada tespit etmenizi ve operasyonel verimliliğinizi artırmanızı sağlar.

Gelişmiş Veri Analizi ve Teknoloji ile Hızlı ve Doğru Tespit

Platformumuz, yapay zeka ve makine öğrenmesi destekli algoritmalar kullanarak çok katmanlı ve karmaşık şirket yapılarını saniyeler içinde analiz eder. Farklı veri kaynaklarını bir araya getirerek, gizli sahiplik bağlarını ve kontrol mekanizmalarını ortaya çıkarır. Bu sayede, manuel analizle saatler veya günler sürebilecek UBO tespitini hızlı, doğru ve tutarlı bir şekilde gerçekleştirirsiniz.

Karmaşık Kurumsal Yapıları Çözümlemede Uzmanlık

Sınır ötesi zincir şirketler, tröstler, vakıflar gibi karmaşık yapılar, uzmanlık gerektiren en zorlu alanlardır. İHS Teknoloji’nin çözümleri, bu tür yapıları görselleştirerek ve analiz ederek en tepedeki gerçek faydalanıcıya ulaşmanızı kolaylaştırır. Global veri tabanları ve akıllı analiz yeteneklerimizle, en karmaşık kurumsal perdelerin arkasını görmenize yardımcı oluruz.

Yasal Düzenlemelere Sürekli Güncel Uyum Sağlama

MASAK, FATF ve diğer uluslararası otoritelerin düzenlemeleri sürekli değişmekte ve güncellenmektedir. Bu dinamik ortama ayak uydurmak işletmeler için büyük bir zorluktur. İHS Teknoloji olarak, yasal ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eder ve çözümlerimizi sürekli güncel tutarız. Bu sayede, değişen yasal yükümlülüklere her zaman tam uyumlu kalırsınız.

Raporlama ve Bildirim Süreçlerinin Otomasyonu

Uyum süreçlerinin en zaman alıcı kısımlarından biri de denetim ve bildirim için gerekli raporların hazırlanmasıdır. Platformumuz, gerçekleştirilen tüm tespit ve analiz adımlarını denetim izi (audit trail) ile kayıt altına alır ve MASAK gibi kurumlara sunulması gereken raporları otomatik olarak oluşturur. Bulut işlem izleme ve raporlama otomasyonu, manuel iş yükünü ortadan kaldırarak ekibinizin stratejik görevlere odaklanmasını sağlar.

Related articles