Finansal kuruluşlar ve düzenlemelere tabi diğer işletmeler için kara para aklama (AML) ve terörün finansmanıyla (CTF) mücadele, yasal bir zorunluluk olmasının ötesinde kurumsal itibarın korunması için de kritik bir öneme sahiptir. Bu mücadelenin merkezinde, yüksek riskli müşteri kategorilerinin doğru bir şekilde tanımlanması ve yönetilmesi yer alır. Politik Nüfuz Sahibi Kişiler (PEP) ve Gerçek Faydalanıcılar (UBO), bu süreçte özel dikkat gerektiren iki temel kavramdır. PEP’ler, sahip oldukları pozisyonlar nedeniyle rüşvet ve yolsuzluk gibi suçlara daha açık olmalarıyla, UBO’lar ise karmaşık şirket yapıları arkasına gizlenerek yasa dışı faaliyetleri perdeleyebilmeleriyle finansal sistem için önemli riskler barındırır. Bu nedenle, etkili bir uyum programı, bu iki kavramın derinlemesine anlaşılmasını, doğru tespit edilmesini ve risk temelli bir yaklaşımla yönetilmesini zorunlu kılar.
İçindekiler
TogglePolitik Nüfuz Sahibi (PEP) Kavramı ve Temelleri
Finansal suçlarla mücadelede en önemli adımlardan biri, yüksek riskli müşterileri tanımak ve bu müşterilere yönelik özel tedbirler uygulamaktır. Bu kapsamda Politik Nüfuz Sahibi Kişiler (Politically Exposed Persons – PEP), uluslararası standartlar ve yerel mevzuatlar tarafından özel olarak tanımlanan bir risk grubunu oluşturur. Bu kişilerin sahip olduğu siyasi güç ve etki, onları rüşvet, yolsuzluk ve kara para aklama gibi suçlara karşı daha hassas hale getirebilir.
Politik Nüfuz Sahibi (PEP) Nedir?
Politik Nüfuz Sahibi (PEP), kamu adına önemli görevler üstlenmiş veya üstlenmekte olan gerçek kişileri ifade eden bir terimdir. Bu kişiler, bulundukları pozisyonlar gereği finansal sistemleri kötüye kullanma potansiyeline sahip oldukları için yüksek riskli olarak kabul edilirler. Devlet ve hükümet başkanları, üst düzey politikacılar, yargı mensupları, askeri yetkililer, kamuya ait kurumların yöneticileri ve diplomatik temsilciler gibi kişiler bu kategoriye girer. PEP statüsü, sadece kişinin kendisini değil, aynı zamanda ailesini ve yakın iş çevresini de kapsayacak şekilde geniş bir yelpazeyi içerir.
PEP Statüsünün Kaynağı: Uluslararası Düzenlemeler (FATF)
PEP kavramının ve ilgili yükümlülüklerin temel kaynağı, Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından belirlenen uluslararası standartlardır. FATF, kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadelede küresel bir otorite olarak, üye ülkelerin PEP’lere yönelik Artırılmış Durum Tespiti (EDD) uygulamalarını zorunlu kılar. Bu tavsiyeler, finansal kuruluşların PEP statüsündeki müşterileri tespit etmelerini, bu müşterilerle iş ilişkisi kurmak için üst yönetimden onay almalarını ve servet ile fon kaynaklarını anlamak için makul tedbirler almalarını gerektirir. FATF’ın bu standartları, ulusal yasal düzenlemelerin temelini oluşturarak dünya genelinde bir uyum çerçevesi sunar.
PEP’lerin Finansal Suçlarla Mücadeledeki Önemi
PEP’ler, sahip oldukları nüfuz nedeniyle rüşvet ve yolsuzluk gibi suçlardan elde edilen gelirleri aklamak için finansal sistemleri kullanma riski taşırlar. Bir politikacının yasa dışı yollarla elde ettiği bir parayı, paravan şirketler veya karmaşık para transferleri aracılığıyla yasal bir görünüme kavuşturmaya çalışması, tipik bir kara para aklama senaryosudur. Finansal kuruluşların PEP’leri etkin bir şekilde taraması ve izlemesi, bu tür yasa dışı fonların sisteme girişini engeller. Bu süreç, sadece finansal sistemin bütünlüğünü korumakla kalmaz, aynı zamanda kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasını önleyerek şeffaflığı ve hesap verebilirliği de destekler.
PEP Kategorileri ve Sınıflandırması
PEP riskini doğru bir şekilde yönetebilmek için bu kişileri sınıflandırmak ve risk seviyelerini belirlemek büyük önem taşır. FATF ve yerel düzenlemeler, PEP’leri genellikle bulundukları coğrafi ve kurumsal konuma göre farklı kategorilere ayırır. Bu sınıflandırma, uygulanacak durum tespiti önlemlerinin derinliğini belirlemede kritik bir rol oynar. Ayrıca, sadece PEP’lerin kendileri değil, onlarla olan ilişkileri nedeniyle risk barındırabilecek yakın çevreleri de bu sınıflandırmanın bir parçasıdır.
Yerli PEP’ler
Yerli PEP’ler, bir ülkenin kendi sınırları içinde önemli kamu görevlerini yürüten kişilerdir. Bu kategoriye cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri, yüksek mahkeme üyeleri, merkez bankası başkanları, büyükelçiler ve silahlı kuvvetlerdeki üst düzey komutanlar gibi kişiler dahildir. Finansal kuruluşlar, kendi ülkelerindeki bu kişileri ve pozisyonları daha kolay tanıyabilirler, ancak bu durum riskin daha düşük olduğu anlamına gelmez. Yerli PEP’lerin takibi, ulusal yolsuzlukla mücadele çabalarının temelini oluşturur.
Yabancı PEP’ler
Yabancı PEP’ler, başka bir ülkede önemli kamu görevlerini yürüten kişilerdir. Farklı bir ülkede siyasi güce sahip olan bu kişilerin finansal faaliyetlerini izlemek, genellikle daha karmaşıktır. Veri kaynaklarının sınırlı olması, dil engelleri ve farklı yasal çerçeveler, yabancı PEP’lerin servet ve fon kaynaklarının araştırılmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle, yabancı PEP’ler genellikle yerli PEP’lere göre daha yüksek riskli olarak kabul edilir ve daha sıkı bir denetime tabi tutulurlar.
Uluslararası Kuruluş PEP’leri
Bu kategori, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, NATO, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlarda üst düzey görevler üstlenen kişileri kapsar. Bu pozisyonlardaki yöneticiler, direktörler, yönetim kurulu üyeleri ve benzeri yetkililer, önemli fonları ve projeleri yönettikleri için rüşvet ve yolsuzluk riski taşırlar. Uluslararası kuruluşların dokunulmazlık ve ayrıcalık gibi özel statüleri olabilse de bu durum, finansal suçlarla mücadeledeki yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.
Yakın İlişkili Kişiler (RCA – Relatives and Close Associates)
PEP riski, sadece politik nüfuz sahibi kişinin kendisiyle sınırlı değildir. Bu kişilerin aile üyeleri ve yakın iş ortakları, nüfuzun kötüye kullanılması veya yasa dışı fonların gizlenmesi için birer araç olarak kullanılabilir. Bu nedenle, düzenlemeler bu kişilerin de yakından izlenmesini gerektirir.
Aile Üyeleri
PEP’in eşi, çocukları, ebeveynleri ve kardeşleri gibi birinci derece akrabaları doğrudan bu kapsama girer. Bu kişiler, PEP adına işlem yapabilir veya yasa dışı servetin sahibi gibi görünebilirler. Bu nedenle, bir müşteri PEP olarak tanımlandığında, ailesinin de finansal işlemleri dikkatle incelenmelidir.
İş Ortakları ve Yakın Çevre
PEP ile bilinen yakın ticari veya kişisel ilişkisi olan kişiler de RCA olarak kabul edilir. Buna, PEP ile aynı tüzel kişiliğin veya şirketin ortağı olan, ortaklaşa mülk sahibi olan veya PEP’e finansal danışmanlık gibi hizmetler sunan kişiler dahildir. Bu ilişkiler, yasa dışı fonların aklanması için karmaşık ağlar oluşturma potansiyeli taşır.
| PEP Kategorisi | Tanım | Örnek Pozisyonlar | Genel Risk Seviyesi |
|---|---|---|---|
| Yerli PEP | Ülke içinde üst düzey kamu görevi yürüten kişi. | Bakan, milletvekili, yüksek yargıç, general. | Yüksek |
| Yabancı PEP | Başka bir ülkede üst düzey kamu görevi yürüten kişi. | Yabancı devlet başkanı, yabancı bakan. | Çok Yüksek |
| Uluslararası Kuruluş PEP’i | Uluslararası bir organizasyonda üst düzey yönetici. | BM direktörü, NATO komite üyesi. | Yüksek |
| Yakın İlişkili Kişi (RCA) | PEP’in aile üyesi veya yakın iş ortağı. | PEP’in eşi, çocuğu, ortağı, danışmanı. | Yüksek (PEP ile ilişkisine bağlı) |
Gerçek Faydalanıcı (UBO) Kavramı ve PEP Taramalarıyla İlişkisi
Finansal şeffaflığı sağlamak ve yasa dışı faaliyetleri önlemek için sadece müşterinin kimliğini bilmek yeterli değildir; aynı zamanda bir tüzel kişilik veya hesap üzerinde nihai kontrole sahip olan veya işlemden nihai olarak fayda sağlayan gerçek kişiyi de tanımak gerekir. İşte bu noktada Gerçek Faydalanıcı (Ultimate Beneficial Owner – UBO) kavramı devreye girer ve PEP taramalarıyla doğrudan bir ilişki kurar.
Gerçek Faydalanıcı (UBO) Nedir?
Gerçek Faydalanıcı, bir tüzel kişiliği (şirket, vakıf, dernek vb.) nihai olarak kontrol eden veya ondan nihai olarak fayda sağlayan gerçek kişidir. Gerçek Faydalanıcı, genellikle şirketin %25 veya daha fazlasına sahip olan hissedar olarak tanımlanır, ancak bu sadece sahiplikle sınırlı değildir. Bir şirketin yönetim kurulunu atama veya görevden alma yetkisine sahip olmak gibi kontrol gücü de bir kişiyi UBO yapabilir. Önemli olan, yasal unvanın arkasındaki gerçek kontrol sahibini bulmaktır.
UBO Tespitinin Amacı ve Önemi
UBO tespitinin temel amacı, anonim şirketlerin ve karmaşık yasal yapıların arkasına saklanarak gerçekleştirilen finansal suçları önlemektir. Suçlular, kimliklerini gizlemek için genellikle paravan şirketler veya vekil hissedarlar kullanır. UBO’nun kimliğinin belirlenmesi, bir şirketin aslında kim tarafından yönetildiğini ve kararların kim tarafından alındığını ortaya çıkarır. Bu şeffaflık, kara para aklama, terörün finansmanı, vergi kaçakçılığı ve yolsuzluk gibi faaliyetlerin önlenmesinde hayati bir rol oynar.
Karmaşık Tüzel Kişilik Yapılarında UBO ve PEP’lerin Gizlenmesi
PEP’ler, yasa dışı yollarla elde ettikleri serveti gizlemek için genellikle karmaşık tüzel kişilik yapıları oluştururlar. Örneğin, bir politikacı, farklı ülkelerde kurulmuş, iç içe geçmiş katmanlı bir paravan şirketler ağı kurabilir. Bu şirketlerin hissedarları olarak kendi isimleri yerine güvendikleri avukatları, danışmanları veya aile üyelerini (vekil hissedarlar) gösterebilirler. Bu durumda, yüzeysel bir incelemede şirketin PEP ile bir bağlantısı görünmez. Ancak derinlemesine bir UBO analizi, bu katmanları delerek nihai kontrolün PEP’de olduğunu ortaya çıkarabilir.
UBO Taramalarının PEP Risklerini Ortaya Çıkarma Rolü
Etkili bir PEP taraması, sadece müşteri listesini PEP veri tabanlarıyla karşılaştırmaktan ibaret değildir. Özellikle kurumsal müşterilerde, şirketin UBO’sunun da kim olduğunun araştırılması ve bu UBO’nun bir PEP olup olmadığının kontrol edilmesi gerekir. Eğer bir şirketin Gerçek Faydalanıcısı bir PEP ise o şirket de yüksek riskli olarak kabul edilmeli ve Artırılmış Durum Tespiti prosedürlerine tabi tutulmalıdır. UBO taramaları yapılmadığı takdirde, bir PEP’in kontrolündeki bir şirket “düşük riskli” olarak sınıflandırılabilir ve bu durum, finansal kuruluşun ciddi bir uyum riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olur.
PEP ve UBO Taramalarında Risk Değerlendirmesi ve Yönetimi
PEP ve UBO ile ilişkili riskleri etkin bir şekilde yönetmek, finansal kuruluşların sağlam bir uyum çerçevesi oluşturmasını gerektirir. Bu çerçeve, tek seferlik bir kontrolden ziyade, müşteri ilişkisinin başından sonuna kadar devam eden dinamik bir süreci kapsamalıdır. Temel amaç, riskleri doğru bir şekilde tanımlamak, değerlendirmek ve bu risklere uygun tedbirleri alarak azaltmaktır. Bu süreçte risk temelli yaklaşım benimsenmelidir.
Risk Temelli Yaklaşım
Risk temelli yaklaşım, tüm müşterilere aynı seviyede inceleme yapmak yerine, kaynakların en yüksek risk taşıyan alanlara odaklanmasını sağlar. Finansal kuruluşlar, müşterinin PEP veya UBO statüsü, geldiği ülke, yaptığı işlemlerin türü ve hacmi gibi faktörlere dayanarak bir risk profili oluşturur. Yüksek riskli olarak değerlendirilen müşteriler (örneğin yabancı bir PEP veya karmaşık bir UBO yapısına sahip bir şirket) için daha sıkı ve derinlemesine kontroller uygulanırken, düşük riskli müşteriler için standart durum tespiti yeterli olabilir. Bu yaklaşım, hem uyum etkinliğini artırır hem de operasyonel verimlilik sağlar.
Müşteri Kabul Sürecinde PEP Taraması
PEP ve UBO taramalarının ilk ve en kritik adımı, müşteri kabul sürecinde (onboarding) atılır. Yeni bir müşteri hesabı açılırken, hem bireysel müşterinin hem de kurumsal müşterinin yetkilileri ve gerçek faydalanıcılarının PEP listelerinde olup olmadığı kontrol edilmelidir. Bu aşamada yapılacak etkin bir tarama, riskli bir müşterinin sisteme en başından dahil edilmesini önleyebilir. Eğer bir müşteri PEP olarak tanımlanırsa, hesap açılış sürecinin devam etmesi için üst yönetim onayı gibi ek prosedürlerin işletilmesi gerekir. Bu süreç, genellikle Müşterini Tanı (KYC) politikalarının ayrılmaz bir parçasıdır.
Artırılmış Durum Tespiti (EDD – Enhanced Due Diligence) Prosedürleri
Bir müşteri PEP olarak tanımlandığında veya UBO yapısı nedeniyle yüksek riskli bulunduğunda, standart müşteri tanıma prosedürleri yetersiz kalır. Bu durumda Artırılmış Durum Tespiti (EDD) devreye girer. EDD, müşterinin ve işlemlerinin daha derinlemesine incelenmesini içerir. Bu süreç, sadece kimlik doğrulamaktan çok daha fazlasını kapsar ve finansal suç risklerini azaltmaya yönelik ek adımlar içerir.
Servet Kaynağının (Source of Wealth) ve Fon Kaynağının (Source of Funds) Araştırılması
EDD’nin en önemli bileşenlerinden biri, müşterinin Servet Kaynağı (SoW) ve Fon Kaynağı’nın (SoF) araştırılmasıdır.
- Servet Kaynağı (Source of Wealth – SoW): Müşterinin toplam servetini nasıl elde ettiğini inceler. Örneğin, bu servet bir iş kurarak, miras yoluyla veya yatırım faaliyetleriyle mi elde edilmiştir? Bu bilginin belgelendirilmesi (vergi beyannameleri, şirket mali tabloları vb.) istenir.
- Fon Kaynağı (Source of Funds – SoF): Müşterinin gerçekleştireceği belirli bir işleme konu olan paranın nereden geldiğini araştırır. Örneğin, bir ev satın almak için kullanılacak para, maaş birikiminden mi, kredi çekilerek mi, yoksa bir mülk satışından mı gelmektedir?
Bu araştırmalar, PEP’in pozisyonunu kötüye kullanarak elde ettiği yasa dışı gelirleri aklamasını önlemek için kritik öneme sahiptir.
Sürekli İzleme ve Periyodik Gözden Geçirme
PEP ve UBO risk yönetimi, tek seferlik bir kontrol değildir. Müşteri ilişkisi devam ettiği sürece, hesap hareketlerinin sürekli olarak izlenmesi gerekir. Müşterinin işlem profilinde beklenmedik veya olağandışı bir değişiklik (örneğin, aniden yüksek meblağlı uluslararası transferler yapması) bir uyarı işareti olarak değerlendirilmeli ve incelenmelidir. Ayrıca, müşterinin risk durumu periyodik olarak (örneğin yılda bir) gözden geçirilmelidir. Bir müşterinin durumu zamanla değişebilir; örneğin, önceden PEP olmayan bir müşteri, bir kamu görevine atanarak PEP statüsü kazanabilir.
PEP Taramalarında Karşılaşılan Zorluklar ve Teknolojik Çözümler
PEP ve UBO taramaları, teoride basit gibi görünse de uygulamada birçok zorluk barındırır. Veri kalitesinden yanlış pozitiflere kadar çeşitli sorunlar, uyum süreçlerini yavaşlatabilir ve maliyetleri artırabilir. Ancak günümüzde teknoloji, bu zorlukların üstesinden gelmek için güçlü çözümler sunmaktadır. Otomasyon ve yapay zeka, tarama süreçlerini daha verimli, doğru ve yönetilebilir hale getirmektedir.
Veri Kalitesi ve Kapsamı Sorunları
PEP taramalarının etkinliği, kullanılan veri tabanlarının kalitesine ve kapsamına doğrudan bağlıdır. Dünya genelindeki tüm PEP’leri içeren tek bir evrensel liste yoktur. Farklı ülkelerin ve bölgelerin farklı listeleri vardır ve bu listeler her zaman güncel veya eksiksiz olmayabilir. İsimlerin farklı dillerde yazılması, unvanların eksik olması veya verilerin güncelliğini yitirmesi gibi sorunlar, bir PEP’in gözden kaçırılmasına neden olabilir. Bu nedenle, birden fazla güvenilir kaynaktan beslenen, küresel kapsama sahip veri tabanları kullanmak kritik öneme sahiptir.
İsim Benzerlikleri ve Yanlış Pozitifler (False Positives)
Tarama süreçlerinde en sık karşılaşılan zorluklardan biri “yanlış pozitifler”dir. Bu durum, aranan kişinin ismiyle PEP listesindeki bir ismin benzer olması ancak aslında aynı kişi olmamasıdır. Örneğin, “Ahmet Yılmaz” gibi yaygın bir ismin taranması, PEP listesindeki onlarca farklı “Ahmet Yılmaz” ile eşleşebilir. Bu durum, uyum birimlerinin her bir eşleşmeyi manuel olarak incelemesini gerektirir, bu da ciddi bir zaman kaybına ve operasyonel verimsizliğe yol açar. Yanlış pozitiflerin azaltılması, tarama teknolojisinin en önemli hedeflerinden biridir.
Dinamik ve Güncel Olmayan Veri Tabanları
Politik dünya son derece dinamiktir. Her gün yeni atamalar yapılır, seçimler sonuçlanır ve kişiler görevlerinden ayrılır. Bu da PEP listelerinin sürekli güncellenmesi gerektiği anlamına gelir. Güncel olmayan bir veri tabanı kullanmak, yeni bir göreve atanmış bir PEP’in tespit edilememesine veya görevden ayrılmış bir kişinin hala yüksek riskli olarak izlenmesine neden olabilir. Bu nedenle, kullanılan PEP tarama çözümünün veri tabanlarını ne sıklıkla güncellediği ve bu güncellemeleri ne kadar hızlı sisteme yansıttığı hayati bir faktördür.
Otomasyon ve Yapay Zekanın PEP Taramalarındaki Rolü
Teknoloji, yukarıda belirtilen zorlukların üstesinden gelmede kilit bir rol oynar.
- Akıllı Tarama (Fuzzy Logic): Modern tarama sistemleri, isimlerdeki küçük yazım farklılıklarını, eksik harfleri veya farklı alfabelerdeki yazılışları tolere edebilen “bulanık mantık” algoritmaları kullanır. Bu, isabet oranını artırır.
- Yapay Zeka Destekli Risk Değerlendirmesi: Yapay zeka, bir ismin sadece PEP listesiyle eşleşip eşleşmediğine bakmakla kalmaz, aynı zamanda müşterinin doğum tarihi, ülkesi gibi ek bilgilerle eşleşmeyi teyit ederek yanlış pozitif oranını önemli ölçüde düşürür.
- Sürekli ve Otomatik İzleme: Otomasyon, müşteri veri tabanını düzenli olarak güncel PEP listeleriyle karşılaştırır. Yeni bir PEP eşleşmesi bulunduğunda veya bir müşterinin statüsü değiştiğinde uyum görevlilerine otomatik olarak uyarı gönderir. Bu, manuel takibin getireceği iş yükünü ortadan kaldırır.
| Zorluk | Manuel Süreçlerdeki Etkisi | Teknolojik Çözüm |
|---|---|---|
| İsim Benzerlikleri | Yüksek oranda yanlış pozitif, her uyarı için manuel inceleme gerekliliği. | Akıllı tarama algoritmaları ve ek veri noktaları (doğum tarihi, ülke) ile otomatik filtreleme. |
| Güncel Olmayan Veriler | Yeni PEP’lerin gözden kaçırılması, riskin artması. | Veri tabanlarının anlık veya günlük olarak otomatik güncellenmesi. |
| Kapsam Eksikliği | Sadece yerel listelere bağlı kalma, küresel riskleri görmezden gelme. | Birden fazla küresel ve yerel veri kaynağını birleştiren merkezi platformlar. |
| Operasyonel Yük | Uyum ekiplerinin zamanının büyük kısmını rutin ve tekrarlayan işlere harcaması. | Tüm tarama ve izleme süreçlerini otomatize ederek personelin sadece gerçek risklere odaklanmasını sağlama. |
Yasal Çerçeve ve Yükümlülükler
PEP ve UBO taramaları, finansal kuruluşların kendi inisiyatifleriyle aldıkları önlemlerden ziyade, ulusal ve uluslararası yasal düzenlemelerin getirdiği zorunluluklardır. Bu düzenlemelere uyum, sadece yasal cezai yaptırımlardan kaçınmak için değil, aynı zamanda kurumun itibarını ve güvenilirliğini korumak için de esastır. Uyumsuzluk, ciddi mali cezalardan faaliyet lisansının iptaline kadar varan ağır sonuçlar doğurabilir.
Türkiye’deki Yasal Mevzuat (MASAK Yükümlülükleri)
Türkiye’de kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadelenin merkezinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) yer almaktadır. MASAK, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde “yükümlü” olarak tanımlanan finansal kuruluşlar ve diğer bazı meslek grupları için kuralları belirler. MASAK mevzuatı, yükümlülerin;
- Müşterilerini tanıma (KYC) ilkesi çerçevesinde kimlik tespiti yapmasını,
- Gerçek faydalanıcıyı belirlemesini,
- Politik nüfuz sahibi kişileri ve bunlarla ilişkili kişileri tespit ederek bu müşterilere yönelik artırılmış tedbirler uygulamasını,
- Şüpheli işlemleri tespit edip MASAK’a bildirmesini zorunlu kılar.
Bu yükümlülüklere uymayan kuruluşlar hakkında MASAK tarafından ciddi idari para cezaları uygulanmaktadır.
Uluslararası Standartlar ve Yaptırımlar
Türkiye’deki mevzuat, büyük ölçüde FATF’ın belirlediği küresel standartlara dayanmaktadır. Ancak özellikle uluslararası faaliyet gösteren kuruluşlar için sadece yerel mevzuata uymak yeterli değildir. ABD’nin OFAC (Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi), Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi kurumlar tarafından yayınlanan yaptırım listeleri de yakından takip edilmelidir. Bu listelerde yer alan kişi ve kuruluşlarla (bunlar PEP olabilir veya olmayabilir) iş yapmak yasaktır. Etkili bir yaptırım taraması, PEP taramalarını tamamlayıcı nitelikte olup küresel uyumun vazgeçilmez bir parçasıdır.
Uyumsuzluğun Sonuçları: Cezai ve İtibari Riskler
PEP ve UBO ile ilgili yasal yükümlülüklere uymamanın sonuçları oldukça ağırdır. Bu sonuçlar iki ana başlıkta toplanabilir:
- Cezai ve Mali Riskler: Düzenleyici otoriteler (MASAK gibi) tarafından milyonlarca lirayı bulabilen idari para cezaları kesilebilir. Özellikle uluslararası düzenlemelerin ihlali durumunda bu cezalar çok daha yüksek meblağlara ulaşabilir. Tekrarlanan veya kasıtlı ihlaller durumunda, yöneticilere hapis cezası verilebilir ve hatta kurumun faaliyet lisansı iptal edilebilir.
- İtibari Riskler: Bir finansal kuruluşun adının kara para aklama veya yolsuzluk skandalına karışması, telafisi en zor olan risktir. Bu durum, müşterilerin ve iş ortaklarının kuruma olan güvenini sarsar, marka değerini düşürür ve uzun vadede pazar payı kaybına neden olur. Güçlü bir uyum programı, aynı zamanda güçlü bir itibar yönetimi aracıdır.
PEP ve UBO Risk Yönetimi İçin Neden İHS Teknoloji’yi Tercih Etmelisiniz?
Etkili bir PEP ve UBO risk yönetimi, doğru teknoloji çözümleri olmadan sürdürülebilir değildir. Manuel süreçler hem hataya açık hem de verimsizdir. İHS Teknoloji, sunduğu gelişmiş AML uyum çözümleriyle kurumların yasal yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirirken operasyonel verimliliklerini artırmalarını sağlar.
Kapsamlı ve Güncel PEP ve Yaptırım Veri Tabanları
Çözümlerimiz, dünya genelinde 200’den fazla ülkeden ve uluslararası kuruluştan derlenen, sürekli güncellenen kapsamlı PEP ve yaptırım listelerine erişim sağlar. Bu sayede, yerel ve küresel riskleri tek bir platform üzerinden yönetebilir, veri kalitesi ve kapsamı endişesi duymadan güvenilir taramalar yapabilirsiniz.
Akıllı Tarama Teknolojisi ile Yanlış Pozitiflerin Azaltılması
Yapay zeka ve bulanık mantık (fuzzy logic) algoritmalarıyla desteklenen akıllı tarama teknolojimiz, isim benzerliklerinden kaynaklanan yanlış pozitif oranını en aza indirir. Sistem, isim eşleşmelerini doğum tarihi, ülke gibi ek kriterlerle zenginleştirerek uyum ekibinizin sadece gerçek ve anlamlı uyarılar üzerine odaklanmasını sağlar, böylece zaman ve kaynak israfını önler.
Uçtan Uca Uyum Süreçleri için Entegre Çözümler
İHS Teknoloji, sadece PEP taraması değil, aynı zamanda müşteri kabulü (onboarding), Gerçek Faydalanıcı (UBO) tespiti, işlem izleme ve şüpheli işlem bildirimi gibi tüm uyum süreçlerinizi yönetebileceğiniz entegre bir platform sunar. Bu bütünsel yaklaşım, uyum süreçlerinizde tutarlılık ve verimlilik sağlar.
Risk Temelli Yaklaşımı Destekleyen Esnek Konfigürasyonlar
Her kurumun risk iştahı ve müşteri profili farklıdır. Platformumuz, kurumunuzun kendi risk temelli yaklaşımına uygun esnek kurallar ve senaryolar tanımlamanıza olanak tanır. Müşterilerinizi farklı risk seviyelerine göre segmente edebilir ve her bir segment için farklı izleme ve kontrol mekanizmaları oluşturabilirsiniz.
Yerel Mevzuata ve Global Standartlara Tam Uyum
Çözümlerimiz, MASAK’ın yerel düzenlemeleri başta olmak üzere, FATF, AB AML Direktifleri gibi uluslararası standartlarla tam uyumludur. Yasal çerçevedeki değişiklikleri yakından takip ederek platformumuzu sürekli güncel tutuyor, böylece sizin her zaman en güncel mevzuata uygun kalmanızı sağlıyoruz.

