Off-Shore Merkezler ve Riskli Ülke Filtreleri: Global İşlemlerde Compliance

Finansal teknolojilerin hızla gelişmesi ve sınırların ortadan kalkması, ödeme ve elektronik para kuruluşları için yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda karmaşık riskleri de beraberinde getiriyor. Özellikle yasa dışı bahis, kara para aklama ve terörün finansmanı gibi suçlarla mücadelede, uluslararası işlemlerin dikkatle izlenmesi kritik bir önem taşıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan risk yönetimi rehberi, bu noktada kuruluşlara yol gösterirken, off-shore merkezlerden ve riskli ülkelerden kaynaklanan işlemlere karşı özel önlemler alınmasını zorunlu kılıyor. Bu makalede, TCMB Rehberi ışığında off-shore ve riskli ülke filtrelerinin neden hayati olduğunu, teknolojik olarak nasıl uygulanabileceğini ve bu süreçte yaşanabilecek uyumsuzlukların sonuçlarını detaylı bir şekilde ele alacağız.

Off-Shore Merkezler ve Riskli Ülkelerin Finansal Suçlarla Mücadeledeki Yeri

Global finansal sistemin karmaşıklığı, yasa dışı aktörlerin fonlarını gizlemesi ve aklaması için çeşitli yollar sunmaktadır. Bu yolların başında ise off-shore finans merkezleri ve yüksek riskli olarak sınıflandırılan ülkeler gelmektedir. Bu bölgeler, finansal suçlarla mücadelede özel bir dikkat gerektirir.

Off-Shore Finans Merkezi Nedir ve Neden Risk Unsuru Olarak Değerlendirilir?

Off-shore finans merkezleri, genellikle düşük veya sıfır vergi oranları, sıkı bankacılık gizliliği yasaları ve esnek kurumsal düzenlemeler sunan ülkeler veya bölgelerdir. Bu özellikler, yasal ticari faaliyetler için cazip olabilse de aynı zamanda kara para aklama, vergi kaçakçılığı ve yasa dışı fonların transferi için de ideal bir ortam yaratır. Finansal kuruluşlar için bu merkezlerden gelen veya bu merkezlere giden işlemler, fonların gerçek kaynağının ve nihai faydalanıcısının tespitini zorlaştırdığı için doğal bir risk unsuru olarak kabul edilir.

Riskli Ülke Kavramı ve Belirleme Kriterleri

Bir ülkenin “riskli” olarak tanımlanması, o ülkenin suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanının önlenmesi (AML/CFT) konusundaki yasal ve kurumsal altyapısının zayıf olduğu veya uluslararası standartlara uyumda eksiklikler gösterdiği anlamına gelir. Bu değerlendirme, çeşitli uluslararası kuruluşlar ve yaptırım programları tarafından yapılır.

FATF Tarafından Belirlenen Listeler (Gri Liste, Siyah Liste)

Mali Eylem Görev Gücü (FATF), AML/CFT standartlarını belirleyen küresel bir kuruluştur. FATF, stratejik eksiklikleri bulunan ve izlemeye alınan ülkeleri “Gri Liste”de, iş birliği yapmayan ve yüksek riskli kabul edilen ülkeleri ise “Siyah Liste”de yayımlar. Bu listeler, finansal kuruluşlar için birincil referans kaynağıdır ve bu ülkelerle yapılan işlemlerde artırılmış tedbirlerin uygulanmasını gerektirir.

Uluslararası Yaptırım Programları (OFAC, BM, AB)

Amerika Birleşik Devletleri Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB) gibi otoriteler, belirli ülkelere, kuruluşlara veya kişilere yönelik kapsamlı ekonomik ve ticari yaptırımlar uygular. Bu yaptırım listelerinde yer alan ülkelerle finansal ilişki kurmak, ağır cezalara yol açabileceğinden, bu programlar da riskli ülke değerlendirmesinde kritik bir rol oynar.

Bahis ve Kumar Faaliyetlerinin Yasal Olduğu Ülkeler

TCMB Rehberi, özellikle yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerine dikkat çeker. Bu tür faaliyetlerin yasal ve yaygın olduğu ülkelerden gelen işlemler, fonların Türkiye’deki yasa dışı bahis sitelerine aktarılma potansiyeli taşıdığı için yüksek riskli kabul edilmelidir. Bu ülkeler, FATF listelerinde yer almasa bile, faaliyet alanı özelinde bir risk unsuru oluşturur.

Global Finansal Sistemdeki Rolleri ve Yarattıkları Compliance Zorlukları

Off-shore merkezler ve riskli ülkeler, küresel finansal sistemde önemli birer düğüm noktasıdır. Ancak sundukları gizlilik ve esnek düzenlemeler, ödeme kuruluşları için ciddi bir “compliance” (uyum) zorluğu yaratır. Müşterini Tanı (KYC) ve işlem izleme süreçlerinde bu bölgelerle ilişkili işlemleri doğru bir şekilde tespit etmek, değerlendirmek ve gerektiğinde engellemek, hem yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi hem de kurum itibarının korunması için hayati önem taşır.

TCMB Rehberi Çerçevesinde Riskli Ülke ve Off-Shore Merkez Kontrollerinin Yasal Dayanağı

Türkiye’deki ödeme ve elektronik para kuruluşları için yasa dışı faaliyetlerle mücadele, yalnızca iyi bir iş pratiği değil, aynı zamanda yasal bir zorunluluktur. TCMB tarafından yayımlanan rehber, bu zorunluluğun çerçevesini net bir şekilde çizerek, riskli coğrafyalara yönelik alınması gereken tedbirleri somutlaştırmaktadır.

6493 Sayılı Kanun ve İlgili Yönetmeliklerin Getirdiği Yükümlülükler

Temel yasal dayanak, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dur. Bu kanun ve kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmelikler, kuruluşları, sundukları hizmetlerin yasa dışı faaliyetlerde kullanılmasını önlemek amacıyla gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlü kılar. Bu tedbirlerin başında, riskli ve şüpheli işlemlerin tespiti ve takibine yönelik etkin mekanizmalar kurmak gelir.

Rehberin 3.1.1 Maddesinde Belirtilen Asgari Risk Unsurları

TCMB Rehberi, teorik yükümlülükleri pratiğe döken spesifik senaryolar sunar. Rehber’in 3.1.1 numaralı “Ödeme Hesabına İlişkin Hizmetler İçin” başlıklı bölümü, riskli ülke ve off-shore merkezlerle ilgili olarak kuruluşların takip mekanizmalarında kullanması gereken asgari unsurları açıkça belirtir. Bu unsurlar, manuel süreçlerle takip edilemeyecek kadar dinamik olup, otomatik izleme sistemlerinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Rehberde Öne Çıkan Spesifik Kontrol Senaryoları

Rehber, coğrafi riske dayalı olarak üç temel kontrol noktasını özellikle vurgulamaktadır. Bu senaryoların anlık olarak tespit edilmesi ve işlem anından itibaren en geç üç saat içinde gerekli aksiyonların alınması zorunludur.

Riskli Ülkeler veya Off-Shore Merkezlere Ait IP Adreslerinden Gelen İşlemler

Bir müşterinin hesabına, FATF listelerinde yer alan, uluslararası yaptırımlara tabi olan veya bilinen bir off-shore merkez olarak kabul edilen bir ülkeye ait IP adresinden erişim sağlanması, otomatik olarak bir alarm tetiklemelidir. Bu durum, hesabın başka birinin kontrolüne geçmiş olabileceğine veya yasa dışı bir fon transferi girişimine işaret edebilir.

Riskli Ülkeler veya Off-Shore Merkezlere Ait Cep Telefonu Numaraları ile Yapılan İşlemler

Müşteri kaydı veya işlem onayı sırasında kullanılan cep telefonu numarasının, riskli olarak tanımlanmış bir ülkeye ait olması da benzer şekilde bir risk göstergesidir. Özellikle bahis faaliyetlerinin yasal olduğu ülkelere ait telefon numaraları, yasa dışı bahis organizasyonlarıyla bir bağlantı potansiyeli taşıdığından dikkatle izlenmelidir.

Yüksek Riskli Olarak Değerlendirilen Coğrafi Bölgelerden Gerçekleşen İşlemlerin İzlenmesi

Rehber, sadece ülke bazında değil, daha geniş anlamda “yüksek riskli olarak değerlendirilen bölgelerden” gerçekleşen işlemlere de dikkat çeker. Bu, kuruluşların kendi risk temelli yaklaşımlarını geliştirerek, bilinen suç rotaları veya belirli bölgelerdeki anormal işlem yoğunlukları gibi daha dinamik risk faktörlerini de izlemesi gerektiğini ifade eder.

Riskli Ülke ve Off-Shore Filtrelerinin Teknolojik Altyapı ile Uygulanması

TCMB Rehberi’nde belirtilen coğrafi risk unsurlarının tespiti ve yönetimi, manuel yöntemlerle etkin bir şekilde gerçekleştirilemez. İşlemlerin hızı ve hacmi, anlık analiz ve müdahale gerektirdiğinden, bu süreçlerin teknolojik altyapılarla otomatize edilmesi bir zorunluluktur.

Manuel Takibin Yetersizliği ve Otomatik İşlem İzleme Sistemlerinin Gerekliliği

Binlerce işlemin gerçekleştiği bir ortamda, her bir işlemin IP adresini veya telefon numarasını manuel olarak kontrol etmek imkansızdır. Manuel süreçler yavaştır, insan hatasına açıktır ve Rehber’in gerektirdiği “anında tespit” ve “en geç üç saat içinde aksiyon alma” kuralını karşılayamaz. Bu nedenle, kuruluşların gerçek zamanlı olarak çalışan otomatik dolandırıcılık tespit ve önleme sistemlerine yatırım yapması kaçınılmazdır.

Özellik Manuel Takip Otomatik İşlem İzleme
Tespit Hızı Yavaş (Saatler/Günler) Anlık (Milisaniyeler)
Kapsam Sınırlı, örnekleme bazlı Tüm işlemler (%100)
Hata Oranı Yüksek (İnsan faktörü) Düşük (Algoritmik tutarlılık)
TCMB 3 Saat Kuralı Uyum Neredeyse imkansız Tam uyumlu
Raporlama Zahmetli ve zaman alıcı Otomatik ve anlık
Maliyet Yüksek operasyonel personel maliyeti Düşük operasyonel maliyet, yüksek verimlilik

IP Adresi Coğrafi Konum (Geolocation) Analizinin Önemi

Her işlemin bir dijital ayak izi olan IP adresi, işlemin yapıldığı coğrafi konuma dair değerli bilgiler sunar. Modern işlem izleme sistemleri, IP geolocation servisleri ile entegre çalışarak, gelen her işlem talebinin kaynak IP adresini milisaniyeler içinde analiz eder. Bu IP’nin hangi ülkeye, şehre ve hatta internet servis sağlayıcısına ait olduğunu belirleyerek, bunu anlık olarak riskli ülke listeleriyle karşılaştırır ve şüpheli bir eşleşme durumunda işlemi anında bloke edebilir veya alarm üretebilir.

Telefon Numarası Ülke Kodu (Prefix) Kontrollerinin Uygulanması

Benzer şekilde, müşteri tarafından sağlanan telefon numaralarının ülke kodları (prefix) da otomatik olarak analiz edilebilir. Sistem, numaranın ilk birkaç hanesini (örneğin, +44 için Birleşik Krallık) tanıyarak, bunu riskli ülke kodları veri tabanıyla karşılaştırır. Bu kontrol, özellikle müşteri kimlik doğrulama ve kayıt süreçlerinde kritik bir güvenlik katmanı sağlar.

Riskli Ülke Listelerinin Oluşturulması, Yönetimi ve Güncel Tutulması

Etkin bir coğrafi filtreleme sisteminin kalbi, güncel ve kapsamlı riskli ülke listeleridir. Bu listeler statik olmamalıdır. FATF’ın periyodik güncellemeleri, yeni uluslararası yaptırım kararları ve kuruluşun kendi risk iştahı doğrultusunda dinamik olarak yönetilmelidir. İyi bir teknolojik çözüm, bu listelerin kolayca güncellenmesine, farklı risk seviyeleri (örneğin, doğrudan ret, ek kontrol gerektiren) atanmasına ve farklı senaryolara göre esnek kurallar oluşturulmasına olanak tanımalıdır.

İHS Teknoloji’nin Sunduğu aiReflex (Bulut İşlem İzleme) ile Etkin Kontrol Mekanizmalarının Kurulması

TCMB Rehberi’nin getirdiği karmaşık yükümlülükler, kuruluşların manuel süreçleri terk edip yeni nesil teknolojik çözümlere yönelmesini zorunlu kılmaktadır. İHS Teknoloji tarafından sunulan ve Fraud.com altyapısını kullanan aiReflex Bulut İşlem İzleme platformu, bu ihtiyaca tam olarak cevap veren modern ve etkin bir çözümdür.

aiReflex’in TCMB Rehberi’ndeki Kriterleri Karşılama Kapasitesi

aiReflex, Rehber’de belirtilen tüm coğrafi risk senaryolarını ve daha fazlasını karşılamak üzere tasarlanmıştır. Platform, hibrit yapısı sayesinde hem önceden tanımlanmış kural setlerini (örneğin, “FATF Siyah Liste’deki bir ülkeden gelen IP adresini engelle”) hem de yapay zeka destekli makine öğrenimi modellerini bir arada kullanır. Bu sayede, bilinen riskleri anında bloke ederken, henüz tanımlanmamış anormal coğrafi davranışları da tespit edebilir.

Gerçek Zamanlı IP ve Cihaz Parmak İzi Analizi Yetenekleri

Platform, her işlemi milisaniyeler içinde analiz ederek IP adresinin coğrafi konumunu, bir proxy veya VPN arkasında olup olmadığını belirler. Bununla da kalmaz, gelişmiş Cihaz Parmak İzi (Device Fingerprinting) teknolojisi ile işlem yapılan cihazın benzersiz bir kimliğini oluşturur. Bu sayede, aynı cihazın sürekli olarak farklı ve riskli coğrafyalardan işlem yapmaya çalışması gibi karmaşık dolandırıcılık senaryoları kolayca tespit edilebilir.

Dinamik Kural Motoru ile Özelleştirilmiş Coğrafi Risk Senaryolarının Oluşturulması

aiReflex’in esnek kural motoru, kuruluşların kendi risk politikalarına uygun, özelleştirilmiş senaryolar oluşturmasına olanak tanır. Örneğin, “Türkiye dışındaki bir IP’den gelen ve 5.000 TL üzerindeki ilk işlem için ek kimlik doğrulama iste” veya “Son 1 saat içinde 3’ten fazla farklı ülkeden giriş yapan hesabı geçici olarak dondur” gibi spesifik kurallar kolayca tanımlanabilir. Riskli ülke listeleri (Gri Liste, Siyah Liste vb.) dinamik olarak yönetilebilir ve farklı listelere farklı aksiyonlar (Reddet, İncele, Onayla) atanabilir.

Risk Skorlaması ve Alarm Yönetimi Süreçlerinin Otomasyonu

aiReflex, her işleme coğrafi konum, işlem tutarı, işlem sıklığı, cihaz bilgisi gibi onlarca farklı parametreyi analiz ederek bir risk skoru atar. Yüksek risk skoruna sahip işlemler otomatik olarak bloke edilir veya incelenmek üzere uyum ekibinin önüne bir alarm olarak düşürülür. Bu otomasyon, manuel iş yükünü ortadan kaldırır ve ekiplerin sadece gerçekten şüpheli olan işlemlere odaklanmasını sağlayarak verimliliği artırır.

Rehberin Gerektirdiği Raporlama ve Denetim İzlerinin Saklanması

Uyum süreçlerinin en önemli parçalarından biri de denetim ve raporlamadır. aiReflex, gerçekleştirilen tüm işlemler, uygulanan kurallar, üretilen alarmlar ve alınan aksiyonlara dair detaylı denetim izlerini (audit trail) güvenli bir şekilde saklar. Bu kayıtlar, TCMB denetimleri veya iç kontroller sırasında geriye dönük analiz yapma ve alınan kararların gerekçelerini kanıtlama imkanı sunar.

Filtrelemenin Ötesinde Risk Temelli Yaklaşım ve Proaktif Yönetim

Coğrafi risklerin etkin yönetimi, sadece belirli ülke IP’lerini veya telefon kodlarını engellemekten ibaret değildir. TCMB Rehberi’nin de vurguladığı gibi, sürdürülebilir bir uyum stratejisi, “risk temelli” ve proaktif bir yaklaşım benimsemeyi gerektirir. Bu, statik kuralların ötesine geçerek, her işlemin kendi bağlamı içinde değerlendirilmesi anlamına gelir.

Müşterinin Risk Profili ile İşlemin Coğrafi Riskinin Birleştirilmesi

Etkin bir sistem, işlemin yapıldığı ülkenin risk seviyesi ile işlemi yapan müşterinin risk profilini birleştirebilmelidir. Örneğin, düşük riskli bir müşteri profilinin, ailesinin yaşadığı ve orta riskli kabul edilen bir ülkeden küçük tutarlı bir işlem yapması normal kabul edilebilirken, daha önce hiç yurt dışı işlemi yapmamış ve yeni açılmış bir hesabın yüksek riskli bir off-shore merkezden yüksek tutarlı bir işlem yapması anında şüphe uyandırmalıdır. Bu bütünsel bakış, gereksiz engellemelerin önüne geçerken gerçek risklere odaklanmayı sağlar.

Davranışsal Analiz: Coğrafi Verilerin Müşteri Davranış Desenleriyle İlişkilendirilmesi

Modern sahtekarlık önleme platformları, davranışsal analiz yetenekleri ile coğrafi veriyi bir adım öteye taşır. Sistem, her müşterinin normal işlem yaptığı coğrafi konumları, kullandığı cihazları ve işlem saatlerini öğrenir. Müşterinin normal davranış deseninden (baseline) ani bir sapma (örneğin, her zaman Ankara’dan işlem yapan bir kullanıcının aniden Vietnam’dan bir işlem yapması), hesabın ele geçirilmiş olabileceğinin (Account Takeover) güçlü bir göstergesidir ve anında müdahale gerektirir.

Proaktif Risk Yönetimi Kontrol Listesi Açıklama
Dinamik Ülke Listeleri FATF, OFAC gibi uluslararası listeleri düzenli olarak takip ederek riskli ülke veri tabanını güncel tutmak.
Coğrafi Hız Kontrolü (Velocity Check) Bir hesabın kısa süre içinde birbirinden coğrafi olarak imkansız uzaklıktaki iki noktadan işlem yapmasını (örn. 1 saat içinde İstanbul ve New York) engellemek.
Müşteri Risk Segmentasyonu Müşterileri risk seviyelerine göre segmentlere ayırmak ve coğrafi kural setlerini bu segmentlere göre farklılaştırmak.
Kural Performans Analizi Uygulanan coğrafi kuralların ne kadar isabetli olduğunu, hatalı pozitif oranlarını düzenli olarak analiz ederek kuralları optimize etmek.
Yapay Zeka Destekli Anomali Tespiti Kural tabanlı sistemlerin kaçırabileceği, daha önce görülmemiş coğrafi anomali ve desenleri makine öğrenimi ile tespit etmek.

Periyodik Gözden Geçirme ve Riskli Ülke Listelerinin Optimizasyonu

Finansal suç ortamı ve jeopolitik riskler sürekli değişir. Bu nedenle, riskli ülke listeleri ve bu listelere bağlı kurallar “bir kere ayarla ve unut” mantığıyla yönetilemez. Kuruluşlar, en az 3 ayda bir bu listeleri ve kuralları gözden geçirmeli, etkinliklerini değerlendirmeli ve değişen koşullara göre optimize etmelidir.

Hatalı Pozitif (False Positive) Alarmların Yönetimi ve Kural Setlerinin İyileştirilmesi

Fazla katı kurallar, meşru müşteri işlemlerinin hatalı bir şekilde engellenmesine (false positive) neden olabilir. Bu durum hem müşteri memnuniyetsizliği yaratır hem de uyum ekibinin zamanını boşa harcar. Yapay zeka destekli sistemler, risk skorlaması ve davranışsal analiz gibi yetenekleriyle, sadece körü körüne IP engellemek yerine işlemin genel riskini değerlendirir. Bu, hatalı pozitif oranını önemli ölçüde düşürerek operasyonel verimliliği artırır ve gerçek tehditlere odaklanılmasını sağlar.

Uyumsuzluğun Potansiyel Sonuçları ve Yaptırımlar

TCMB tarafından belirlenen risk yönetimi yükümlülüklerine, özellikle de off-shore ve riskli ülke kontrollerine uymamak, ödeme ve elektronik para kuruluşları için ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu sonuçlar sadece finansal cezalarla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda kurumun itibarı ve faaliyetlerinin sürdürülebilirliği üzerinde de derin etkiler bırakabilir.

TCMB Rehberi Madde 4 Kapsamında Uygulanabilecek Yaptırımlar

Rehber’in 4. “Yaptırım” maddesi, kurallara uymayan kuruluşlar için izlenecek yolu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Rehberde öngörülen takip yöntemlerini ve risk unsurlarını dikkate almamak; “iç kontrol”, “risk yönetimi” ve “riskli ve şüpheli işlemlerin takibi” gibi temel yükümlülüklerin ihlali olarak kabul edilir. Bu durum, 6493 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca yaptırım uygulanmasına zemin hazırlar.

6493 Sayılı Kanun Kapsamındaki İdari Para Cezaları

Yükümlülüklerini yerine getirmeyen kuruluşlara, Kanun’un 27. maddesi uyarınca idari para cezası uygulanabilir. TCMB’nin yayımladığı “İdari Para Cezalarına İlişkin Açıklama Rehberi” doğrultusunda belirlenecek olan bu cezalar, ihlalin niteliğine ve tekrarına bağlı olarak önemli meblağlara ulaşabilir. Bu cezalar, doğrudan kuruluşun finansal bilançosuna etki eden somut bir kayıptır.

İtibar Riski ve Finansal Kayıplar

Yasal yaptırımların ötesinde, uyumsuzluğun belki de en büyük maliyeti itibar kaybıdır. Bir kuruluşun adının yasa dışı bahis veya kara para aklama gibi faaliyetlerle anılması, müşterilerin ve iş ortaklarının kuruma olan güvenini sarsar. Bu durum, müşteri kaybına, iş ortaklıklarının sona ermesine ve uzun vadede pazar payının azalmasına yol açabilir. Ayrıca, dolandırıcılık ve yasa dışı faaliyetler nedeniyle engellenemeyen işlemlerden kaynaklanan doğrudan finansal kayıplar da (chargeback’ler, geri ödemeler vb.) önemli bir yük oluşturur.

Off-Shore Merkezler ve Riskli Ülke Filtrelerinin Etkin Yönetimi İçin Neden İHS Teknoloji’yi Tercih Etmelisiniz?

TCMB Rehberi’nin getirdiği katı kurallar ve finansal suçların artan karmaşıklığı karşısında, ödeme ve elektronik para kuruluşlarının güçlü, esnek ve akıllı bir savunma hattına ihtiyacı vardır. İHS Teknoloji’nin sunduğu aiReflex (Bulut İşlem İzleme) platformu, bu zorlu mücadelede ihtiyaç duyduğunuz tüm araçları tek bir çatı altında sunar.

aiReflex, sadece bilinen riskli ülkelerden gelen işlemleri engellemekle kalmaz, aynı zamanda yapay zeka ve davranışsal analiz yetenekleriyle bilinmeyen ve karmaşık tehditleri de proaktif olarak tespit eder. Gerçek zamanlı IP analizi, cihaz parmak izi ve coğrafi hız kontrolleri gibi gelişmiş özellikleriyle, TCMB’nin “anında tespit” ve “3 saatte aksiyon” kurallarına tam uyum sağlar. Bulut tabanlı (SaaS) yapısı sayesinde, uzun ve maliyetli kurulum süreçleri olmadan hızla devreye alınabilir ve operasyonel yükünüzü en aza indirir.

Hatalı pozitif alarmları düşürerek verimliliği artıran, esnek kural motoruyla kendi risk politikalarınızı uygulamanıza olanak tanıyan ve denetimlere hazır detaylı raporlama sunan aiReflex ile yasal yükümlülüklerinizi eksiksiz yerine getirebilir, idari para cezalarından kaçınabilir ve en önemlisi, markanızın itibarını koruyabilirsiniz. Finansal suçlarla mücadelede teknolojinin gücünü arkanıza almak ve uyum süreçlerinizi otomatize etmek için İHS Teknoloji doğru iş ortağınızdır.

Related articles