İyi niyetle yapılan bağışların ardına gizlenen organize suç şebekeleri, hem yardımsever vatandaşları hem de bu işlemlere aracılık eden finansal kuruluşları hedef almaktadır. Özellikle ödeme ve elektronik para kuruluşları, yasa dışı faaliyetlerin odağında yer alma riskiyle karşı karşıyadır. Bu riski bertaraf etmek amacıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan “Risk Yönetimi Rehberi”, kuruluşlara ciddi sorumluluklar yüklemekte ve spesifik izleme kuralları getirmektedir. Bu kuralların en dikkat çekicilerinden biri de hayır kurumlarına yapılan bağışlarla ilgili belirlenen 55.000 TL işlem limiti ve 3 işlem sayısı kuralıdır. Bu makalede, hayır kurumu görünümlü dolandırıcılığın yapısını, TCMB rehberinin bu konudaki bağlayıcılığını ve bu kritik kuralın teknolojik çözümlerle nasıl etkin bir şekilde izlenebileceğini detaylıca ele alacağız.
İçindekiler
ToggleHayır Kurumu Görünümlü Dolandırıcılığın Anatomisi
Hayırseverlik, toplumun en hassas ve değerli duygularından biridir. Ancak bu duygu, finansal suçlular için bir istismar aracına dönüşebilmektedir. Hayır kurumu görünümlü dolandırıcılık, yasa dışı yollarla elde edilen gelirleri aklamak veya doğrudan masum insanlardan para toplamak için kullanılan karmaşık bir yöntemdir. Finansal kuruluşlar, bu tür faaliyetlerin merkezinde yer alarak hem itibar hem de yasal yaptırım riskiyle yüzleşirler.
Hayırseverlik Maskesi Altındaki Finansal Suçlar Nedir?
Bu suç türü, dolandırıcıların sahte veya taklit edilmiş bir hayır kurumu kimliği kullanarak halktan bağış toplamasını ifade eder. Genellikle doğal afetler, sosyal yardım kampanyaları veya özel günler gibi insanların yardımlaşma duygusunun yoğun olduğu dönemlerde ortaya çıkarlar. Toplanan fonlar ya doğrudan dolandırıcıların hesaplarına aktarılır ya da daha karmaşık kara para aklama şemalarında kullanılır. Bu durum, gerçek ihtiyaç sahiplerine gidecek yardımların engellenmesine ve kamu güveninin sarsılmasına neden olur.
Dolandırıcıların Bağış Toplama Yöntemleri ve Taktikleri
Dolandırıcılar, hedeflerine ulaşmak için çeşitli ve giderek daha sofistike hale gelen yöntemler kullanır. Bunlar arasında profesyonel görünümlü sahte web siteleri, sosyal medya üzerinden yürütülen sahte kampanyalar, oltalama (phishing) e-postaları ve hatta kapı kapı dolaşarak bağış toplama gibi taktikler bulunur. Ödeme hizmeti sağlayıcılarının sunduğu hızlı ve kolay para transferi altyapıları, bu yasa dışı fonların hızla toplanıp izinin kaybettirilmesi için kötüye kullanılabilir.
Finansal Kuruluşlar İçin İtibar ve Finansal Kayıp Riski
Bir ödeme veya elektronik para kuruluşunun platformunun bu tür bir dolandırıcılık faaliyetinde kullanıldığının ortaya çıkması, ciddi itibar kayıplarına yol açar. Müşteriler nezdinde güvenilirlik zedelenir ve bu durum uzun vadede pazar payı kaybına neden olabilir. İtibar riskinin yanı sıra, TCMB gibi düzenleyici otoriteler tarafından kesilebilecek idari para cezaları ve yasal yaptırımlar da önemli bir finansal kayıp riski oluşturur. Bu nedenle, proaktif dolandırıcılık tespit ve önleme çözümleri bir tercih değil, bir zorunluluktur.
Tüketicilerin Karşılaştığı Mağduriyetler
Bu dolandırıcılık türünün en büyük mağdurları, iyi niyetle yardım etmeye çalışan tüketicilerdir. Yaptıkları bağışların ihtiyaç sahiplerine ulaşmadığını öğrenen bağışçılar, hem maddi kayba uğrar hem de manevi olarak hayal kırıklığı yaşar. Bu durum, genel olarak hayır kurumlarına ve bağış kültürüne olan güveni azaltarak toplumsal dayanışmaya da zarar verir.
TCMB Risk Yönetimi Rehberi’nin Bağlayıcılığı ve Önemi
Ödeme ve elektronik para kuruluşlarının faaliyetlerini düzenleyen 6493 sayılı Kanun çerçevesinde, TCMB tarafından yayımlanan “Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşlarınca Sunulan Hizmetlerin Yasa Dışı Faaliyetlerde Kullanılmasının Önlenmesine İlişkin Risk Yönetimi Rehberi”, sektör için bir yol haritası niteliğindedir. Bu rehber, tavsiye niteliğinde bir belge olmanın ötesinde, kuruluşların uymakla yükümlü olduğu bağlayıcı kurallar ve beklentiler içerir.
Rehberin Amacı: Yasa Dışı Faaliyetlerin Önlenmesi
Rehberin temel amacı, ödeme hizmetlerinin yasa dışı bahis, kumar, dolandırıcılık ve terörün finansmanı gibi suçlarda kullanılmasını engellemektir. Bu kapsamda, kuruluşlardan sahtekârlık ve dolandırıcılık amaçlı işlemleri proaktif olarak tespit edip önleyecekleri etkin takip mekanizmaları kurmaları beklenmektedir. Rehber, bu mekanizmaların asgari standartlarını belirleyerek tüm sektöre ortak bir sorumluluk yükler.
Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşlarının Yasal Sorumlulukları
6493 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler uyarınca, tüm ödeme ve elektronik para kuruluşları, platformlarında gerçekleşen işlemlerin güvenliğinden ve yasalara uygunluğundan sorumludur. Bu sorumluluk, sadece müşteri ve işyeri kabul süreçlerini değil, aynı zamanda işlemlerin sürekli olarak izlenmesini de kapsar. Kuruluşlar, şüpheli gördükleri işlemleri belirlemeli, analiz etmeli ve gerekli durumlarda yasal mercilere bildirimde bulunmalıdır.
Risk Temelli Yaklaşım ve Proaktif İzleme Zorunluluğu
TCMB, kuruluşlardan reaktif değil, proaktif bir yaklaşım benimsemelerini talep etmektedir. “Risk temelli yaklaşım”, her müşterinin, işlemin ve hizmetin kendi özel risk profilinin çıkarılmasını ve kontrollerin bu risk seviyesine göre ayarlanmasını gerektirir. Rehberde belirtilen senaryolar asgari düzeydedir ve kuruluşların kendi faaliyet alanlarına, müşteri profillerine ve işlem hacimlerine göre bu senaryoları geliştirmeleri ve sürekli güncel tutmaları beklenir.
Rehbere Uyumsuzluğun Sonuçları ve Yaptırımlar
Rehberde belirtilen kurallara ve takip yöntemlerine uymamak, ciddi sonuçlar doğurabilir. TCMB, bu tür ihlalleri “iç kontrol”, “risk yönetimi” ve “bilgi güvenliği” yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi olarak değerlendirmektedir. 6493 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca, uyumsuzluk tespit edilen kuruluşlara faaliyetlerinin geçici veya sürekli olarak durdurulmasından, yüksek tutarlı idari para cezalarına kadar geniş bir yelpazede yaptırım uygulanabilir.
Kritik İzleme Kuralı: 55.000 TL Limiti ve İşlem Sayısı
TCMB’nin Risk Yönetimi Rehberi, onlarca farklı risk senaryosu içerse de bunlardan biri, hayır kurumu görünümlü dolandırıcılık ve kara para aklama faaliyetlerini tespit etmede özel bir öneme sahiptir. Rehberin 3.1.1 numaralı bölümünde yer alan bu kural, kâr amacı gütmeyen kuruluşlara yapılan transferlere odaklanır ve spesifik limitler belirler.
Rehber Madde 3.1.1’deki Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlara İlişkin Kural
Rehber, bu durumu açıkça bir risk unsuru olarak tanımlar: “Bireysel veya ticari müşteriler tarafından kar amacı gütmeyen veya yardım faaliyetlerinde bulunan organizasyonlardan birine bir ay içerisinde 3’ten fazla işlem yapılması veya toplamda 55.000 TL’den daha fazla işlem olması.” Bu madde, kuruluşlara bu iki koşuldan herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda işlemi “riskli” olarak değerlendirme ve takip etme yükümlülüğü getirir.
Kuralın Detayları: “Bir Ay İçerisinde 3’ten Fazla İşlem”
Bu koşul, tutardan bağımsız olarak işlem frekansına odaklanır. Bir müşterinin, aynı yardım kuruluşuna bir takvim ayı içinde dörtten fazla para transferi yapması, sistem tarafından bir anomali olarak işaretlenmelidir. Bu durum, küçük tutarlarla yapılan ve “smurfing” olarak bilinen para aklama tekniğinin bir göstergesi olabilir. Dolandırıcılar, büyük bir meblağı tek seferde göndermek yerine, tespit edilmekten kaçınmak için küçük parçalara bölerek sık aralıklarla transfer edebilir.
Kuralın Detayları: “Toplamda 55.000 TL’den Daha Fazla İşlem”
Bu ikinci koşul ise doğrudan işlem hacmine odaklanır. Bir müşterinin, bir veya birden fazla işlemle aynı hayır kurumuna bir ay içinde toplamda 55.000 TL’yi aşan bir meblağ göndermesi, işlemin detaylıca incelenmesini gerektiren bir durumdur. Bu limit, ticari hayatın olağan akışının dışına çıkan ve yasa dışı bir fon hareketine işaret edebilecek yüksek tutarlı işlemleri yakalamayı hedefler.
Bu Kuralın Dolandırıcılık Tespitindeki Stratejik Rolü
Bu spesifik kural, dolandırıcıların kullandığı iki temel taktiği hedef alır: sık ve küçük tutarlı işlemler (frekans) ile yüksek hacimli işlemler (tutar). Normal bir bağışçının davranış profili genellikle bu limitlerin altında kalır. Bu nedenle, belirlenen eşikleri aşan işlemlerin otomatik olarak incelenmesi, sahte hayır kurumları üzerinden yapılan para aklama veya dolandırıcılık faaliyetlerinin erken aşamada tespit edilmesini sağlar. Bu kural, finansal kuruluşların izleme sistemleri için net ve ölçülebilir bir hedef sunar.
Sadece 55.000 TL Limitine Odaklanmanın Yetersizliği: Bütüncül İzleme
TCMB rehberindeki 55.000 TL ve 3 işlem kuralı, hayır kurumu dolandırıcılığını tespit etmek için güçlü bir başlangıç noktası olsa da, tek başına yeterli değildir. Dolandırıcılar, kuralları bildikçe taktiklerini sürekli olarak değiştirir ve tek bir kuralın etrafından dolaşmanın yollarını ararlar. Bu nedenle, finansal kuruluşların sadece bu kurala odaklanmak yerine, rehberde belirtilen diğer risk unsurlarını da içeren bütüncül bir izleme stratejisi benimsemesi hayati önem taşır.
Yüksek Frekanslı Para Transferleri (Günlük/Aylık)
Bir hesabın genel işlem profili, sadece hayır kurumlarına yapılan transferlerle sınırlı değildir. Rehberde belirtildiği gibi, bir bireysel hesaptan günde 10’dan fazla veya ayda 15’ten fazla farklı kişiye para transferi yapılması gibi genel frekans kuralları da şüphe çekicidir. Dolandırıcılık amacıyla kullanılan bir hesap, genellikle sadece bağış toplamakla kalmaz, aynı zamanda bu parayı hızla başka hesaplara dağıtmak için de kullanılır.
Çok Sayıda Farklı Gönderici/Alıcı İlişkisi
Sahte bir yardım kampanyası, genellikle çok sayıda farklı kişiden küçük tutarlarda bağış toplar. Bu nedenle, bir ödeme hesabına gün içinde 5 veya ay içinde 15’ten fazla farklı kişiden para gelmesi, organize bir dolandırıcılık faaliyetine işaret edebilir. Bu durum, tek bir kuraldan kaçabilecek ancak geniş bir analizde ortaya çıkacak önemli bir göstergedir.
Şüpheli IP ve Cihaz Kullanım Desenleri
Teknolojik izleme, sadece finansal verilerle sınırlı kalmamalıdır. TCMB rehberi, teknik unsurlara da vurgu yapar. Örneğin, aynı gün içinde aynı IP adresinden 5 veya daha fazla farklı müşteri hesabına girilmesi veya bir müşteri hesabına 5 farklı IP’den erişilmesi gibi durumlar, hesapların ele geçirildiğini veya organize bir şebeke tarafından kullanıldığını gösterebilir. Bu tür teknik veriler, 55.000 TL kuralıyla birleştirildiğinde çok daha anlamlı hale gelir.
Anlamsız veya Kriptolu İşlem Açıklamaları
İşlem açıklamaları, genellikle göz ardı edilen ancak kritik bilgiler içeren bir veri alanıdır. Rehber, “anlamlı olmayan, ardışık veya tekrar eden karakterler içeren” açıklamaların riskli kabul edilmesi gerektiğini belirtir. Dolandırıcılar, bazen aralarında şifreli mesajlaşmak veya otomatik sistemleri atlatmak için anlamsız açıklamalar kullanabilir. “Bağış” veya “Yardım” gibi açıklamalarla yapılan yüksek hacimli işlemlerle birlikte bu tür anlamsız metinlerin tespiti, alarm seviyesini artırmalıdır.
Genç Yaştaki veya Yeni Müşterilerdeki Olağandışı Hesap Hareketleri
Rehber, 20 yaşından küçük veya yeni açılmış hesaplardaki olağandışı hareketliliğe dikkat çeker. Örneğin, yeni bir hesabın ilk ay içinde 50’den fazla işlem yapması veya 27.500 TL’yi aşan bir hacme ulaşması şüphelidir. Dolandırıcılar, genellikle finansal okuryazarlığı düşük gençleri veya sabıkası temiz yeni kişileri kullanarak “para katırı” (money mule) olarak adlandırılan hesaplar açtırabilir. Bu hesapların daha sonra sahte yardım kampanyalarında kullanılması yaygın bir taktiktir.
| İzleme Yaklaşımı | Avantajlar | Dezavantajlar ve Riskler |
|---|---|---|
| Tek Kurala Odaklanma (Sadece 55.000 TL Limiti) | Uygulaması basit ve nettir. | Dolandırıcıların kuralın etrafından dolaşması kolaydır (örn: 54.000 TL’lik transferler). Bütüncül risk profili gözden kaçırılır. Yüksek “false negative” riski taşır. |
| Bütüncül ve Çok Katmanlı İzleme | Farklı dolandırıcılık taktiklerini yakalayabilir. Davranışsal anomalileri tespit eder. Rehberin ruhuna ve tüm maddelerine uyum sağlar. | Uygulaması daha karmaşıktır. Gelişmiş teknolojik altyapı ve yapay zeka desteği gerektirir. |
Manuel Takibin İmkansızlığı ve Teknolojik Çözümlerin Gerekliliği
Finansal kuruluşların karşılaştığı işlem hacmi ve TCMB’nin getirdiği katı kurallar, geleneksel manuel takip yöntemlerini tamamen işlevsiz kılmaktadır. On binlerce, hatta milyonlarca işlemin aktığı bir ortamda, her bir transferi insan gözüyle incelemek, risk unsurlarını birbiriyle ilişkilendirmek ve zamanında aksiyon almak imkansızdır. Bu noktada teknolojik çözümler, bir lüks değil, yasal bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.
İşlem Hacmi Karşısında Manuel Kontrolün Yetersiz Kalması
Orta ölçekli bir ödeme kuruluşu bile günde binlerce işlem gerçekleştirebilir. Bu işlemlerin her birini TCMB rehberinde belirtilen onlarca farklı kurala göre (frekans, tutar, IP, açıklama metni, müşteri yaşı vb.) manuel olarak kontrol etmek, devasa bir operasyon ekibi gerektirir. Böyle bir ekibin bile hata yapma olasılığı yüksek, verimliliği ise düşüktür. Sonuç olarak, birçok şüpheli işlem gözden kaçar.
TCMB’nin “Takip Mekanizmalarının Manuel Olmaması” Gerekliliği
Rehber, bu konuda hiçbir şüpheye yer bırakmaz. Madde 3.1’in girişinde, “Kuruluşların Tebliğin 19 uncu maddesi kapsamında kuracağı takip mekanizmalarının manuel olmaması gerekmekte olup…” ifadesi yer alır. Bu, TCMB’nin kuruluşlardan beklentisinin net bir şekilde otomatik, teknoloji tabanlı ve gerçek zamanlı sistemler kurmaları yönünde olduğunu göstermektedir. Manuel süreçler, ancak bu otomatik sistemleri destekleyici nitelikte olabilir.
Gerçek Zamanlı Tespit ve 3 Saat İçinde Aksiyon Alma Zorunluluğu
Rehberin en kritik taleplerinden biri de zamanlamadır. Riskli işlemlerin “işlem anında gerçekleştirilmesi” ve alınacak aksiyonların “işlem anından itibaren en geç üç saat içerisinde belirlenmesi” şart koşulmuştur. Manuel bir süreçte, bir işlemin fark edilmesi, ilgili analiste atanması, incelenmesi ve karar verilmesi saatler, hatta günler sürebilir. Bu 3 saatlik katı kurala uyum, ancak ve ancak gerçek zamanlı çalışan otomatik izleme platformları ile mümkündür.
Otomatik İzleme Sistemlerinin Sağladığı Avantajlar
Teknoloji tabanlı Bulut İşlem İzleme sistemleri, manuel kontrole kıyasla ezici bir üstünlük sağlar. Bu sistemler 7/24 kesintisiz çalışır, milyonlarca işlemi saniyeler içinde analiz eder, önceden tanımlanmış kuralları ve yapay zeka modellerini kullanarak riskli işlemleri anında işaretler. Bu sayede hem TCMB regülasyonlarına tam uyum sağlanır hem de dolandırıcılık vakaları daha gerçekleşmeden veya çok erken bir aşamada engellenerek finansal ve itibari kayıpların önüne geçilir.
Fraud.com aiReflex (Bulut İşlem İzleme) ile Etkin Kontrol
TCMB rehberinin getirdiği karmaşık kurallar ve katı zaman sınırlamaları, ödeme ve elektronik para kuruluşlarını gelişmiş teknolojik çözümler aramaya itmektedir. Bu noktada, kural tabanlı sistemlerin yeteneklerini yapay zeka ve makine öğrenimi ile birleştiren hibrit platformlar öne çıkmaktadır. IHS Teknoloji’nin Türkiye’de sunduğu Fraud.com aiReflex, tam da bu ihtiyaca yönelik tasarlanmış, bulut tabanlı bir işlem izleme ve dolandırıcılık önleme platformudur.
aiReflex Platformu Nedir ve Nasıl Çalışır?
aiReflex, sadece önceden tanımlanmış statik kurallara bağlı kalmayan, aynı zamanda müşteri davranışlarını sürekli öğrenerek normalin dışındaki anormallikleri tespit edebilen akıllı bir sistemdir. Gerçek zamanlı olarak tüm işlemleri analiz eder ve davranışsal biyometri, cihaz parmak izi (device fingerprinting) ve ilişki analizi gibi gelişmiş teknolojileri kullanarak her işleme bir risk puanı atar. Bu hibrit yapı, hem bilinen dolandırıcılık senaryolarını (kurallar) hem de daha önce hiç görülmemiş yeni tehditleri (yapay zeka) yakalama yeteneği sunar.
55.000 TL ve 3 İşlem Kuralının Sisteme Senaryo Olarak Tanımlanması
aiReflex platformunun esnek kural motoru sayesinde, TCMB rehberindeki “bir ay içinde 3’ten fazla işlem veya toplamda 55.000 TL’den fazla işlem” gibi spesifik bir kural, sisteme kolayca bir senaryo olarak tanımlanabilir. Bu kural tetiklendiğinde, sistem otomatik olarak bir alarm (alert) oluşturur ve ilgili işlemi uyum (compliance) ekibinin dikkatine sunar. Bu, kuralın eksiksiz ve hatasız bir şekilde uygulanmasını garanti eder.
Davranışsal Analiz ile Kural Dışı Anomalilerin Tespiti
aiReflex’in asıl gücü, kuralların ötesine geçebilmesidir. Örneğin, bir müşteri normalde ayda bir kez 500 TL’lik bir bağış yaparken, bir anda farklı saatlerde 50’şer TL’lik 10 ayrı işlem yapmaya başlarsa, bu durum 55.000 TL limitinin çok altında kalsa bile yapay zeka tarafından bir anomali olarak algılanır. Müşterinin normal davranış profilinden bu sapma, hesabın ele geçirilmiş olabileceğinin veya bir dolandırıcılık şemasına alet edildiğinin erken bir sinyali olabilir.
Yapay Zeka Destekli Risk Puanlaması ve Önceliklendirme
Her alarm aynı aciliyete sahip değildir. aiReflex, yüzlerce farklı veri noktasını (işlem tutarı, zamanı, IP adresi, cihaz bilgisi, geçmiş davranışlar vb.) analiz ederek her şüpheli işlem için dinamik bir risk puanı oluşturur. Bu sayede, analistler zamanlarını en yüksek riskli vakalara odaklayarak verimliliklerini artırır. Bu yaklaşım, “false positive” (yanlış alarm) oranını önemli ölçüde düşürerek operasyonel maliyetleri azaltır.
API Üzerinden Gelen İşlemlerin Güvenliği ve İzlenmesi
TCMB rehberi, API bağlantılarının güvenliğine özel bir önem atfeder. aiReflex, API üzerinden gelen işlemlerin de aynı titizlikle izlenmesini sağlar. API isteğinin geldiği IP adresi, işlem frekansı (velocity check) ve işlem deseni gibi verileri analiz ederek API’ların kötüye kullanımını ve otomatik bot saldırılarını tespit edebilir. Bu, kuruluşların hem kendi sistemlerini hem de müşterilerini korumalarına yardımcı olur.
| Özellik | Manuel Takip | Geleneksel Kural Tabanlı Sistemler | aiReflex (Hibrit Yapay Zeka) |
|---|---|---|---|
| Tespit Hızı | Saatler / Günler | Dakikalar | Milisaniyeler (Gerçek Zamanlı) |
| TCMB 3 Saat Kuralı Uyumu | İmkansız | Riskli | Tam Uyum |
| False Positive Oranı | Çok Yüksek | Yüksek | Düşük |
| Yeni Tehditleri Tespit | Mümkün Değil | Sınırlı (Yeni kural gerektirir) | Yüksek (Anomali tespiti ile) |
| Kurulum ve Yönetim | Yüksek personel maliyeti | Uzun proje süreleri | Hızlı (Bulut tabanlı – SaaS) |
Uygulamada aiReflex ile Hayır Kurumu Dolandırıcılığının Önlenmesi
Teorik yeteneklerin pratiğe dökülmesi, bir dolandırıcılık önleme platformunun etkinliğini gösteren en önemli unsurdur. aiReflex, TCMB regülasyonlarına uyumu bir zorluk olmaktan çıkarıp, verimli ve yönetilebilir bir operasyonel sürece dönüştürür. İşte hayır kurumu dolandırıcılığının aiReflex ile adım adım nasıl önlendiği:
Şüpheli İşlemler İçin Anlık Alarmların Oluşturulması
Bir müşteri, sahte bir hayır kurumuna bir ay içinde dördüncü bağışını yaptığında veya toplam bağış tutarı 55.000 TL’yi aştığında, aiReflex’in kural motoru anında tetiklenir. Aynı zamanda, bu müşterinin işlem yaptığı IP adresi riskli bir lokasyondaysa veya işlem saati müşterinin normal profilinin dışındaysa, yapay zeka modeli de devreye girerek işlemin risk puanını yükseltir. Sonuç olarak, saniyeler içinde analistin ekranına yüksek öncelikli bir alarm düşer.
Vaka Yönetimi Modülü ile Tespit Edilen İşlemlerin İncelenmesi
Analist, aiReflex’in vaka yönetimi arayüzüne girdiğinde, sadece tek bir işlemi değil, olaya ilişkin bütünsel bir tabloyu görür. Müşterinin geçmiş tüm işlemleri, daha önce kullandığı cihazlar, IP adresleri, ilişkili olduğu diğer hesaplar ve işlemin neden riskli olarak işaretlendiğine dair tüm detaylar tek bir ekranda sunulur. Bu 360 derecelik bakış açısı, analistin TCMB’nin 3 saatlik süresi içinde hızlı ve doğru bir karar vermesini sağlar.
Gerekli Raporların ve Denetim İzlerinin Otomatik Oluşturulması
Bir işlem incelendikten ve hakkında bir aksiyon alındıktan sonra (örneğin, işlem reddedildi veya hesap geçici olarak askıya alındı), tüm bu süreç aiReflex tarafından otomatik olarak kayıt altına alınır. Hangi analistin, ne zaman, hangi gerekçeyle bu kararı aldığına dair tüm denetim izleri (audit trail) saklanır. Bu kayıtlar, olası bir TCMB denetiminde veya yasal bir soruşturmada sunulmak üzere kolayca raporlanabilir.
Kural Setlerinin Değişen Dolandırıcılık Taktiklerine Göre Dinamik Olarak Güncellenmesi
Dolandırıcılar sürekli taktik değiştirir. Bugün 55.000 TL olan limit, yarın dolandırıcılar tarafından 54.999 TL olarak kullanılmaya başlanabilir. aiReflex’in makine öğrenimi modelleri, bu tür yeni ve gelişen desenleri sürekli olarak öğrenir ve kendini günceller. Ayrıca, IHS Teknoloji’nin uzman ekibi, global ve yerel dolandırıcılık trendlerini takip ederek kural setlerinin ve senaryoların her zaman güncel kalmasını sağlar. Bu dinamik yapı, platformun zamanla etkinliğini kaybetmesini önler.
Hayır Kurumu Dolandırıcılığına Karşı Etkin Mücadele İçin Neden İHS Teknoloji’yi Tercih Etmelisiniz?
Hayır kurumu görünümlü dolandırıcılıkla ve diğer finansal suçlarla mücadele, sadece doğru teknolojiye sahip olmakla ilgili değildir; aynı zamanda bu teknolojiyi yerel düzenlemelere ve pazarın dinamiklerine hakim bir iş ortağıyla uygulamakla ilgilidir. IHS Teknoloji, sunduğu Fraud.com aiReflex platformu ile ödeme ve elektronik para kuruluşlarına sadece bir yazılım değil, bütüncül bir regülasyon uyum ve güvenlik çözümü sunar.
TCMB Risk Yönetimi Rehberi’nin karmaşık gereksinimlerini karşılamak, özellikle 55.000 TL limiti gibi spesifik kuralların ve 3 saatlik aksiyon süresinin takibi, manuel veya yetersiz sistemlerle mümkün değildir. AiReflex’in hibrit yapısı, hem bu net kuralları hatasız bir şekilde uygulamanızı sağlar hem de yapay zeka yetenekleriyle kuralların etrafından dolaşmaya çalışan sofistike dolandırıcılık girişimlerini tespit eder. Bulut tabanlı mimarisi sayesinde uzun ve maliyetli kurulum süreçleri olmadan, hızla sistemlerinize entegre olur ve sizi anında korumaya başlar.
İşletmenizi TCMB cezalarından korumak, itibarınızı güvence altına almak ve platformunuzun yasa dışı faaliyetler için kullanılmasını proaktif olarak engellemek için IHS Teknoloji’nin uzmanlığından ve aiReflex’in gücünden faydalanın. Regülasyonlara uyumu bir yük olarak görmekten çıkıp, rekabet avantajına dönüştürün.

